...aslında kimse gerçek düşüncelerini yaşamıyor, içinde bulunduğu bir hali sürdürmek ya da o halden kaçmak, çekip gitmek için can atıyor, ama başkalarıyla olunca istediği şeyleri öyle kolay kolay yapamayacağını görüyor. İşte düpedüz bir sıkıntı sebebi. Düşünce değil böyle yerlerde yoğunlaşan, insanın bütün zihin birikiminin boşluğu öylesine saldırıyor ki, kaçacak bir yer bulamıyorsun, ezilip kalıyorsun.
Hiçbirimiz basit, yalınkat görmüyoruz kendimizi de başkalarını da. Kendimizde ve onlarda olmayan nitelikleri yakıştırarak bakıyoruz. Sonra bir gün gerçekle karşılaşınca düş kırıklığı... bundan dağılıyoruz.
Yalnız insan değil, eşya da tuhaf bir melankoliye bürünmüştür. Yani herkes her şeye hazırdır: ibadete ve isyana.Bir tutamak bulamayanların heyheyleri böyle zamanlarda yükselir.