Korku geçici sevda acısıysa da kalıcıydı.gövdesinin parçalanmasının tehlikesini atlatan emrenin yüreğinin parçalanmasına odaklanması bu yüzden olmuştu işte.köpeklerden kurtulup korkuya çarpan yüreği sakinleştikten sonra zehra düşüncesiyle kalbi tekrar oyulmaya başlanmıştı.Büyük annesinin dolma yaparken kabakların,patlıcanların içine oymakta kullandığı o kıvrık sivri alet kalbinde burgaç çeviriyordu sanki.sevda nasıl birşey diye düşünüyordu emre.Belkide bir insanın aşkı bir insanın yüz ifadesine meftun olmasıdır.Herhangi bir ifade. Ama kişiliğini her türlü halini özetleyen usta ressamların elinden çıkan bir portre gibi onu yansıtan bir ifade.bazen safiyet,bazen hasret bazen ciddiyet bazen şaka bazen zeka bazen şehvet her insanın binbirtürlü hali var.sevdalanmış birinin gözünde bu değişik haller bütün kişiliğe özetleyen tek bir ifadeye dönüşür.uzaktayken ayrıyken onu düşündüğünde gözünün önüne gelen tek ifade budur.özlem nasıl bir şey diye düşünüyordu emre.insan neyi özlüyor başka bir insanı mı yoksa onunla birlikte yaptığı şeyleri mi.o insan yerli yerinde duruyorsa,kendi hayatını sürdürüyorsa,özlemek onunla birlikte paylaşılan şeyleri özlemek mi.bir yeri özlemek,kişiyi özlemek hayatın belli bir dönemini. mesela gençliği özlemek bir yemeği özlemek akrabaları özlemek eski dünyayı özlemek bir şarkıyı özlemek açık havayı özlemek bir kokuyu özlemek gibi sonsuz sayıda çeşitlendirebilecek olan özlem kıvranışları beynin hangi kıvrımına yerleşerek insanın yüreğini böylesine vuruyor olabilirdi.eğer birlikte yaşanan şeyler özlenmiyorsa yavuklunun sadece yüzünü görmek hasretini dindirebilir miydi.elbette dindiremezdi.başkasıyla birlikte gördüğün zaman hasret dindirilmiş olmazdı ki.tam tersine kendisine olduğu gibi derine giren bıçak dahada kanatılmış olurdu.ne tuhaftı görmediği