Fahri Paşa Medine'den yaptığı huruçlarla Abdullah'ı sıkıştırıyordu. Hicaz Demiryolu, Fahri Paşa'nın belkemiğiydi. Kendisine takviye o kanalla geliyordu. Kahire'deki İngiliz istihbaratçıları hedeflerini bulmuşlardı. Ancak, isyanın başında Emir Hüseyin, kutsal topraklara Hıristiyan askeri güçlerin çıkmasını istememişti.
İsyanın boyutu ne Hüseyin'in ne de İngilizlerin umduğunu verecektir. Planları, Hicaz'ı takiben Suriye ve Irak'ta da Arap milliyetçilerinin ayaklanması ve Hatay'a İngiltere'nin çıkartma yapmasıyla, Türklerin iki ateş arasında bırakılmalarıydı.
Hüseyin yalnız kalmıştır.
Mahcubiyet korkusuyla Kahire'de entilijans, isyanı aslında Hindistan'daki sömürgeci meslektaşlarının çıkarttığı şayiasını yayacaktır.
Sykes; Ermeni ihtilalci liderlerinden Bogos Nubar ile de mesaiye girer. Sonunda, "Biz artık kendimizi Siyonizme, Ermenilerin hürriyetine ve Arap istiklâline adadık. Siyonizm bu kilidi açacak anahtardır." diyecekti.
İlginçtir, Siyonistler harbin başında tarafsız kalmayı yeğlemişlerdi. Üstelik, Yahudi düşmanı Rusya, İngiltere'nin müttefiği olduğu için o cepheye karşı soğuk duruyorlardı.