Serkan Aktaş

Serkan Aktaş
@dmgctrl
Okurgezer
Puan vermedi·224 syf.··
2025 35. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2025 16:50
Walter Tevis’in Dünyaya Düşen Adamı, bilimkurgu okurlarının kolayca içine çekileceği ama bitirdikten sonra da uzun uzun düşüneceği türden bir roman. Akıcı anlatımı, sade dili ve güçlü atmosferiyle kendini kolay okutuyor ki bu, özellikle karakterin yalnızlık ve yabancılaşma sürecini işleyen bir hikâye için büyük bir artı. Romanın merkezinde, başka bir gezegenden Dünya’ya gelen Thomas Jerome Newton var. Gezegenindeki kaynaklar tükenmiş ve hem kendi halkını kurtarmak hem de bu yeni gezegende bir tür çözüm aramak için yola çıkmış. Ama Dünya’da bulduğu şey, sadece teknolojiyle ya da zekâyla çözülemeyen çok daha karmaşık bir yapboz: insan doğası. Tevis, Newton’un Dünya’daki yükselişini ve yavaş yavaş çözülüşünü anlatırken, bizlere aslında çok tanıdık bir portre çiziyor: uyum sağlamak için kendinden vazgeçen biri. Bilimkurgu unsurları hikâyeye hizmet eden dozda ve yerli yerinde. Newton’un teknolojik bilgiyle kurduğu şirket, yükselişi, hükümetle olan ilişkileri ve özellikle yalnızlıkla baş etme biçimi romanın temposunu canlı tutuyor. Fakat bu bir aksiyon romanı değil; daha çok varoluşçu bir bilimkurgu. Newton’un içsel çöküşü, Dünya’ya ne kadar ileri bilgiyle gelirse gelsin, insan sistemleri karşısında nasıl kırılgan kaldığını çok etkileyici şekilde ortaya koyuyor. Romanı beğenip ardından filmini de izleyen biri olarak şunu söyleyebilirim: Nicolas Roeg’in 1976 yapımı The Man Who Fell to Earth uyarlaması romanla oldukça farklı yollara sapıyor. David Bowie’nin oyunculuğu elbette çok etkileyici, Newton karakterini taşıyabilecek yegâne yüzlerden biri adeta. Ama film, romandaki netliği ve akıcılığı biraz kurban etmiş. Anlatım daha parçalı, daha sembolik ve bazı yerlerde kafa karıştırıcı. Film, görselliğe ve atmosfer yaratımına ağırlık verirken, romanın psikolojik çözümlemelerini
Dünya’ya Düşen AdamWalter Tevis · İthaki Yayınları · 20201,343 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅

Serkan Aktaş

, bir kitap okudu
Puan vermedi·92 syf.··
3 günde okudu
·
2025 34. kitabı
Philippe Sollers
7.5/10 · 33 okunma
Puan vermedi·92 syf.··
2025 34. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2025 12:55
Philippe Sollers’in Merkez kitabı, yazarın okuduğum ikinci eseri. İlk karşılaşmam Medyum ile olmuştu; o kitap da oldukça çarpıcıydı ama Merkez, bana göre çok daha eğlenceli, daha akıcı bir okuma deneyimi sundu. Sollers’in entelektüel dünyası oldukça zengin ve kışkırtıcı ama bu kez anlatımında daha fazla ironi havası hissediliyor. Kitap kısa olmasına rağmen derin. Özellikle Freud ve Lacan’a yapılan göndermeler dikkat çekici; bu da psikanalitik düşünceye aşina olanlar için metni daha anlamlı ve keyifli hale getirebilir. Aksi takdirde bazı bölümler “ne oluyoruz burada?” duygusunu yaratabiliyor. Yani Sollers, her zamanki gibi okuyucusuna fazla yol göstermiyor; metnin içine girmek isteyenin biraz bagajla gelmesini bekliyor. Merkez, sadece bir aşk, tutku ya da kadınlar üzerine bir kitap değil. Kadınlar burada aynı zamanda kültürel, politik ve psikanalitik göndermelerin taşıyıcısı. Her bir ilişki, zihinsel bir oyuna ya da çözümlemeye dönüşüyor. Zaten kitabın merkezinde yer alan anlatıcı da bir anlatıcıdan çok bir düşünür gibi. Bu haliyle roman, klasik kurgudan çok bir düşünce akışı gibi ilerliyor. Sollers’in dili zaman zaman sınayıcı. Kitapta bolca referans var; sanatçılardan düşünürlere, politik figürlerden dini temalara kadar uzanan geniş bir spektrum. Ama bütün bu karmaşaya rağmen kitap eğlenceli kalmayı ve ağır temaların içinden hafif bir dille geçmeyi başarıyor. Sollers’in Medyum kitabıyla Merkez’i karşılaştırdığımda, aralarındaki farklar hemen göze çarpıyor. Medyum daha karanlık, daha yoğun ve hatta zaman zaman biraz yorucu bir metindi. Felsefi göndermeler orada da mevcuttu ama anlatım daha soyut ve kapalıydı. Merkez ise çok daha canlı, ironik ve hatta yer yer mizahi bir tona sahip. Sanki Medyum'da Sollers okuyucusunu sınarken, Merkez’de onunla oyun oynamayı tercih
MerkezPhilippe Sollers · Alfa Yayınları · 201933 okunma
Puan vermedi·304 syf.··
2025 32. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 02 Haziran 2025 10:32
Gene Wolfe’un Yeni Güneş serisinin ikinci kitabı olan Uzlaştırıcının Pençesi, serinin ilk kitabı İşkencecinin Gölgesinde tanımaya başladığımız Severian’ın yolculuğunu devam ettiriyor. Uzlaştırıcının Pençesinde Severian, artık bir gezgindir. İnfaz loncasından ayrılmış, Thrax’a doğru yol alırken elinde esrarengiz bir güç taşıyan Uzlaştırıcının Pençesi adlı kutsal kalıntıyla birlikte ilerler. Yolda karşılaştığı Jolenta, Dorcas, Agia, Dr. Talos gibi karakterlerle ilişkisi öykünün katmanlarını oluşturuyor. Wolf, satır aralarına serpiştirdiği felsefi sorgulamalar, dil oyunları ve hafıza üzerine kurduğu bilinçli boşluklarla okuyucuyu hikayenin içine çekmeye çalışıyor. Eğer ilk kitabı okuduysanız ve kendinizi Wolfe’un diliyle barıştırabildiyseniz, Uzlaştırıcının Pençesi sizi hem tatmin edecek hem de daha da fazla merak ettirecek. Kitabın sonunda pek çok soruya hâlâ yanıt verilmiyor ama Wolfe’un derdi zaten cevap vermek değil. Ama sabırsız bir okuyucuysanız Wolfe’u pek de tavsiye etmem.
Uzlaştırıcının PençesiGene Wolfe · İthaki Yayınları · 2020171 okunma