Müslümanlara hizmet etmek, dünyayı Allah yolunda imar etmek ibadettir. Selamet ve güven içinde ezanların minarelerden yükselmesi, namazların kılınması, müslüman ordunun düşman ordudan daha üstün bir silah donanımı olmasına bağlıdır. Çağımızda, hakikat medeniyeti, ağır sanayi ile korunabilecektir.
Seni görmeyen gözü neyleyim,
Seni bilmeyen aklı neyleyim,
Seni özlemeyen kalbi neyleyim,
Ya rasulallah selamu aleyk.
Ya resulallah muhtacız sana,
Ya Habib Allah aşığız sana,
Ya nebi Allah hayranız sana,
Ya rasulallah selamu aleyk.
Ya resulallah bağışla bizi,
Sana layık ümmet olamadıkki,
Hatamız günahımız öylede çok ki,
Huzuruna gelmeye yüzümüz yok ki.
Annen hasretine dayanamadı
Bu ayrılık yüreğini dağladı
Altı ay boyunca gülmedi ağladı
Fatıma tüz Zehra ya resulallah.
Musabbin ümeyr sana benzerdi,
Uhudda bu yüzden şehit edildi,
Aşkından yandı yandı eridi,
Ne güzel sahabelerin var senin.
Tüm işkencelere göğsünü gerdi
Cemalini bir kez göreyim derdi
Ravzanda ruhunu teslim eyledi
Aşkından yandı ashabın senin.
Çağımızda da inanç erleri, ahlak kahramanları , büyük müslüman şairler, musikişinaşlar, mimarlar, bilginler, askerler, devlet adamları yetiştirmeyi inançtan ayırmamak demektir diriliş eri olmak.
İslamın yeniden dirilişi, onun için, üç dallıdır. Diriliş atılımımız, bir yandan içimizde mümkün olduğu ölçüde derinleşme şeklinde oluşurken, bir yandan da genişliğine topluma dal budak salma, toplumun faaliyetlerine katılmayı bir iman ve islam gereği bilme, bir yandan da tarih içinde boylamasına uzama duygusunu kaybetmeme biçiminde gelişir.