İnsanları da şöyle bölümlüyorum: hakikate uyanlar, sağcılar; karşı çıkanlar, solcular; hakikat yolunu sürdürenler, gerekirse bu uğurda bütün çıkarlarını hatta canlarını feda edenler, hakikat yarışçıları, öncüler.
Hz. Fatıma (r.anha) validemiz, babası Hz. Muhammed aleyhissalatü vesselam vefat edince şöyle demiştir:
“Babam!
Ey Rabb'inin davetine icabet eden babam!
Ey Mekanı Firdevs Cenneti olan babam!
Ey Cebrail'in ölüm haberini getirdiği babam!"
"Ey Rabbine kendisinden daha yakını bulunmayan babam!
Ey makamı Findevs cennetinde olan babam!
Ey Rabbin davetine icabet eden babam!
Ey vefatı bize Cebrail'ce haber verilen babam!"
Namaz ﻋِﻤَﺎﺩُ ﺍﻟﺪِّﻳﻦِyani dinin direği ve kıvamı olduğu gibi zekât da İslâm'ın kantarası yani köprüsüdür. Demek birisi dini, diğeri asayişi muhafaza eden İlahî iki esastırlar. Said-i Nursi
اَلَّذ۪ينَ اِذَٓا اَصَابَتْهُمْ مُص۪يبَةٌۙ قَالُٓوا اِنَّا لِلّٰهِ وَاِنَّٓا اِلَيْهِ رَاجِعُونَۜ
اُو۬لٰٓئِكَ عَلَيْهِمْ صَلَوَاتٌ مِنْ رَبِّهِمْ وَرَحْمَةٌ وَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْمُهْتَدُونَ
Onlar, başlarına bir musibet geldiğinde, “Doğrusu biz Allah’a aidiz ve kuşkusuz O’na döneceğiz” derler.
İşte rablerinin lütufları ve rahmeti bunlar içindir ve işte doğru yola ulaşmış olanlar da bunlardır. Bakara:156-157