Bir aile yadigârını takar gibi geçirdiler boynuma "olsun" kolyesini. Sanki annem ilmeklerini kendi hayal kırıklıklarından attığı bir "olsun hırkası" örüp geçirmiş üzerime. Yıllardır hakkım olduğu halde verilmeyen, verildiği halde geri alınan ya da payıma hiç düşmeyen tüm yitik mutlulukların arkasından bükülen boynun, dudaktaki kırık gülümsemenin, bir türlü gelmeyen sıranın, tam sıra bana geldiğinde duyulan "kalmadı"ların ardından bırakılan boş bakışın sebebi hep o "olsun"lar.