A.D

Sevda Demirelin Hande Ataizine attığı tokatı sanki hayat bana attı. Hiç bir işim rast gitmiyor.
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Birisine ulan bu beni üzecek diye düşünüp duvar örmeye çalısmadıysanız beni anlayamazsınız.
Fuzuli'ye sormuşlar "Sevmek mi daha güzeldir, sevilmek mi?" "Çok şeyapmayın ya bunları daha gençsiniz. Havalar da ısınmadı bi türlü" demiş.
SEVİ ŞİİRİ Ben senin en çok sesini sevdim Buğulu çoğu zaman, taze bir ekmek gibi Önce aşka çağıran,sonra dinlendiren Bana her zaman dost, her zaman sevgili Ben senin en çok ellerini sevdim Bir pınar serinliğinde, küçücük ve ak pak Nice güzellikler gördüm yeryüzünde En güzeli bir sabah ellerinle uyanmak Ben senin en çok gözlerini sevdim Kâh çocukça mavi, kâh inadına yeşil Aydınlıklar, esenlikler, mutluluklar Hiç biri gözlerin kadar anlamlı değil Ben senin en çok gülüşünü sevdim Sevindiren, içimde umut çiçekleri açtıran Unutturur bana birden acıları, güçlükleri Dünyam aydınlanır sen güldüğün zaman Ben senin en çok davranışlarını sevdim Güçsüze merhametini, zalime direnişini Haksızlıklar, zorbalıklar karşısında Vahşi ve mağrur bir dişi kaplan kesilişini Ben senin en çok sevgi dolu yüreğini sevdim Tüm çocuklara kanat geren anneliğini Nice sevgilerin bir pula satıldığı bir dünyada Sensin, her şeyin üstünde tutan sevdiğini Ben senin en çok bana yansımanı sevdim Bende yeniden var olmanı, benimle bütünleşmeni Mertliğini, yalansızlığını, dupduruluğunu sevdim Ben seni sevdim, ben seni sevdim, ben seni... Ümit Yaşar OĞUZCAN Ümit Yaşar Oğuzcan
Edebiyat
Sevgilim, Bunlar asla dudaklarımdan duyamayacağın, belki de üzerine bile hiç alınmayacağın satırlardır… Bunlar satırlar ki, bir kasabın tüm kuvvetiyle ete indirişi gibi elindeki satırı kalbime. Öylesine cansız, öylesine canını dişinden alıp dış kapı girişinde ki anahtarlığa bırakmış haldeyim. Bitkinim… Bittiğini kendi kendime her söylediğimde aslında o kadar sendeyim. Uzaklaşmak mı senden? Ne kadar uzaklaşabilirim ki davetsizliğinle her gece yarası illegal düşlerime sen ziyaretçiyken? Bilmiyorsun… Her gece yastık yerine yüzüne dokundurduğumu yüzümdeki hüznü. ve saçlarına tarak değil parmaklarımı sürdüğümü. Sana diyemediğim, diyemedikçe kalbimde dallanıp budaklanan “seni seviyorum”ları. Yalnızlığımı, Yangınlarımı, Sensizliğin içimde büyüttüğü o sonsuz hiçliği hiçbir zaman bilmeyeceksin… Sen kaçış de benimkine. Düşlerimden düşüncelerimin irticası, tüm hislerimin kalbimde çıkardığı iç savaş, yalnızlığın senli olan tüm mutluluklara istilası… Adını benim koyamadığım her ne varsa, sen “kaçış” de her birine. Hani severken gidilmezdi? Sevmek hep prangaydı hani o atılmaması gereken ilk adımlı gitmelere? Her gidiş sevdiğini terk etmek değilmiş meğer. Aslında bazen kendini terk ediyormuşsun gitmekten başka bir yol yoksa ayak ucunda eğer... Yargılamam; Anlamayabilirsin beni ya da anlamak istemeyebilirsin, eyvallah. Her şeyin en fazlasını görmeye alıştım senden bilirsin. Bu yüzden aşk, sevgi gibi en yüksek mertebede olsun bana olan nefretin. Mesela seni sevdiğim kadar nefret et benden. İşte o kadar sonsuz olsun bana kinin… Sevgilim, Bunlar asla dudaklarımdan duyamayacağın, belki de üzerine bile hiç alınmayacağın satırlardır… Anlamak zorunda değilsin biliyorum. Ayak ucumda gitmekten başka bir çare olmayan bu yola seni severek değil, sana hala aşık olarak düştüğüm için özür