Kendi kendime düşünürüm:nasıl,kendi kendinin de engeli olabiliyor insan,diye. Bir çelişki gibi görünse de insan kendi kendinin engeli olabilir: yaratılış bilgeliğini kavramaya doğru ilerlemeyen insan,bunun gereği zihinsel edimlerini manevi kaynaklarla donatmayan insan,sürekli kendini bir tembelliğe iten insan,kendi kendinin de engeli olur:aşmaya,daha ileri varmaya engel olur:insan, aşmak zorundadır kendi kendini: kendi kendini öldürmeye,bir çukura düşmeye karar verebilen insan, niçin, kendini aşmaya,doruklara çıkmaya karar vermesin?:insan, manevi kaynaklardan uzaklaştıkça parça parça öldürmüş olur kendini: taksitli özöldürüm bu.
Yargılıyız acı çekmeye. Acının her şeye egemen olduğu bir çağda yaşıyoruz:en çok insan öldürülen bir çağ çünkü bu. Özellikle Türkiye'de her şeyin üstünü yoğun bir acı kaplamış:gülüşümüz bile acıdır bizim.
İnsanlar cümlelerle yaklaşırlar birbirlerine:sonra uzatırlar ellerini, tutunmak için.(Çok güçtür insanın tutunabilmesi insana!) İşte burda çağdaş insanın yalnızlığı,tutunma gücünü yeteri denli çalıştıramamasında:'karşı' güçlerin tuzağına düşmeme direncini göstermemesinde.Olumluluğumuz da tüm olumsuzlukları yenmemizde toplanıyor ya bunun için.
İnsan, biraz da bir eklentidir sonsuza. Sonsuz da ola ki insan var diye başsız olmakta, bilinememektedir sonu.(İnsanın gizemli gücü bu.) Bütün anlamlar insanda birikmiştir: başlangıçta, insan yüklendi çünkü sorumluluğu. Büyüklüğü, sorumluluğu yüklenişinden geliyor insanın. Yoksa etimizin, kemiğimizin ne değeri var? Ekmeği aşan büyüklük burda işte