Kuşkusuz bir 'giz'dir içdünyası insanın: kendi özünde sonsuz olumlulukları taşıması da uyumlu yaratılışındaki bu bilgelikle.(Düşünürüm:öyle olmasa, insan, şimdiye değin dayanabilir miydi ağırlığına yeryüzünün? Atılımlar atılımları izler miydi? İnsanın direnç gücü bu bilgelikten gelmiyor mu biraz da?).
Yeryüzünde, sürekli soyut, somut darağaçları; öldürme araçları yapılıyor, üretiliyor: ben beni bildim bileli böyle görünüyor bana yeryüzü.(Sürekli, bir tutunma, bir dayanma gereğini duymuşumdur:gerekiyor çünkü:ulaşılamayacak bunsuz hiçbir yere:bunsuz milimetre ilerlenemez:tutunmadan insana:insana yeniden bağlanmadan:insanı yeniden sevmeden:insanların acılarıyla yeniden acılanmadan:insanla ulaşılacak Tanrı'ya).
Büyük bir yalnızlık içindedir çağdaş insan=(Çünkü unuttuk sevgiyi=uygulayımbilimin yoğun ağırlığı altında büküldü belimiz + ruhumuzun gereksinimlerini konuşmanın ayıp olduğu bir çağda insanlık idam edildi = yana kaymış gözlerimizle, birbirimizin asılı bedenlerini seyrediyoruz ipte).
Akıl bineği, aşkın ayağını attığı yerde âciz kalır ve görülen odur ki dua, en yüksek ifade zirvesinin aklın karanlık gecesinin içinde aşk uçuşu sırasında bulur.