Fakir bir çocuğun yırtık ayakkabısını defalarca diktirmesi gibi, dikişler hiç bitmedi önümüzde.
Terziden midir, kaderden midir, içimizdeki boşluğun dikilecek bir tarafı kalmamıştı.
Utangaç bir kalbi taşırım sabahtan geceye. Yollara çıkamadım dolu dolu, aşamadım cümlelerin derinliğini. Ben eyleme dönük faaliyetlerin altında olamadım, ceza sahası içinde kimseyi düşüremedim... Mani oldum fırsatlara ve dahasına... Ben bir tek Tsubasa izlerken heyecanlanırım sanırdım ama öyle değilmiş.
"Konuşmasan da derdini anlatırsın ama kalbindeki kekemelik uzun sürer sevgili..."
(Genzo Wakabayashi)
Sevip de kavuşamadığın, içindekileri dökmeden gitmelerine izin verdiğin insanlar yüzünden oğlum. Kendi kendini kekeme bıraktın, kalbini sakat bıraktın.
İlk başta betonarmeci p...ler geldi, büyük büyük beton araçlarıyla, top oynadığımız topraklara beton döktüler, kaldırımlara şekil verdiler.
Sonra parlak tipli adamlar çoğaldı, sinekkaydı tıraşıyla, jöleli saçlarıyla aramıza girmeye başladılar. Sonra ve sonra dut ağaçlarını, incir ağaçlarını kestiler, hiçbir şey olmamış gibi söküp attılar.
Güneş gelen her yeri kapattılar, binalar binalar binalar. Piknik kavramını günden güne yok ettiler, ışığı kapattılar...Salıncaklar azaldı, haliyle rüyalar da azaldı.
Ama insan bilemezdi bu kadar özleyeceğini, "Peleee!" diye bağırıp şut çektiği günleri, top izi çıkan duvarları. İnsan bu kadar dümbük olacağını hiç bilemezdi Sayın Tanrım.