Bazen ne bileyim dünyada bir avuç kalmışız gibi hissediyorum. Hemcinsinin yalnızca acısıyla dertlenmeyip mutluluğunu da yürekten paylaşabilenler kulübü olarak. Konu eleştirmek olunca mendili alıp halay başı çekenler takdir etmeye gelince çil yavrusu gibi dağılıyorlardı, esameleri okunmuyordu. Bir insanın mutsuzlukla beslenebilmesi için oldukça mutsuz olması gerekiyordu. Acırdım böyle insanlara. Hiç kimsenin mutluluğuna ağız dolusu gülemedikleri gibi kendi mutluluklarını da gerektiği gibi sahiplenemezlerdi.
İnsan yaradılışı gereği korktuğundan kaçıp sevdiğine yaklaşan bir mizaca sahiptir. Hâl böyleyken çocukken bizi korku kültürüne maruz bırakanlar, esefle belirtmeliyim ki yaratıcımızdan uzaklaştırdılar. Oysaki bilseydik O'nun o sonsuz hazinesi ve rahmetini. Anlayabilseydik bin anne şefkatinde üzerimize titrediğini. Adını dilimizden hiç düşürmezdik şüphesiz.
Unutma ki seni yaratan her meselede illaki senin hayrını gözetir. Yoluna kimi ve neyi çıkarıyorsa bil ki mutlaka senin gelişimine faydası olacak tecrübelere hizmet edecektir. Bunu eğer hakkıyla gönlüne anlatabilirsen başına gelen her durumda, ayağına takılan her dikende, “Elbette, benim görmediğim bir hikmet vardır; düsturuna sığınmaya başlarsın.