İnsanın içindeki "ben"ler... Hangisi samimi ve hangisi gerçek. Belki de şu ana kadar bildiklerimizin dışındaki bir " ben" bulunmayı bekliyor. Sosyal medya; takipler, beğeniler... bizi "gercek" e ulaştırabilir mi? Kendini ifade etme ile "imaj" oluşturma arasinda ince bir çizgi mi var? Bir tarafta milyonlarca takipçiye ihtiyaç duyabilen ünlü yaşamlar. Diğer tarafta asla karşısında bulamayacağı insanlara laf yetiştirenler... Birilerinin seyahat fotolarını, bilgisini, donanımını ya da günlük aktivitelerini gerçekten takdirle mi karşıliyorsunuz yoksa içten içe bir yetersizlik duygusuna mi yöneltiyor bu durum sizi? Sosyal medya olmasaydı "imaj" bu kadar önemli olur muydu? İmaj kaygısı bizi "gerçek"ten uzaklaştırdıkça kendini ifade etme isteği de güçleniyor sanki. Kitap, bu kaygıdan soyunmaya davet ediyor insanı. Bütün şartlanmaları, koşulları ve kültürel öğretileri/dayatmaları kazımayı hedefleyen bir öğreti sunuyor ve ameliyat masasina uzanmaya davet ediyor bizi. Belki bu kısa yazı bile kendini ifade etme arzusu kılıfında egosal bir kendini gösterme isteğidir:))
İnsanın GerçeğiP. D. Ouspensky · Ruh Ve Madde Yayıncılık · 200866 okunma
Tasavvuf denizinin içinde boğulmak. Bu kitap bana bunu düşündürdü. "Tasavvuf" u ve "Benötesi Psikoloji" yi anlatan bir kitap iç yolculuğa çıkarmaktan çok dış dünyaya yöneltilmiş yargılarla dolu.
Insanın mutluluğu üzerine bu kadar bilimsel araştırma ve incelemeyi kapsayan başka bir kitap okumamıştım. Benim için bu kitabı özel yapan bir diğer şey de yazarın edebiyat ve felsefe alanlarında da tatmin edici alt yapıya sahip olması. Özellikle tam konsantre bir halde işini yapan ya da hayatını akışta yaşayan insanlarla ilgili verilen örneklerde o "tam konsantrasyon hali" ni hissettim diyebilirim.