Bu yalnızlık ve düşünceye dalma saatleri dikkatim dağılmadan, engellenmeden, tamamen kendim olduğum, kendime ait olduğum ve doğanın istediği gibi olduğumu gerçekten söyleyebildiğim günün nadide saatleridir.Bir süre sonra, bu projemi gerçekleştirmekte çok geciktiğimi anladım. Tazeliğini kaybeden hayal gücüm, eskisi gibi onu canlandıran konuların suretiyle coşmuyor, düşlerimin coşkusuyla daha az kendimden geçiyorum. Hayal gücümün ürünleri arasında artık bir yaratımdan çok hatırlama var. Tatlı bir uyuşukluk bütün yeteneklerimi köreltiyor, yaşama zevkim yavaş yavaş yok oluyor.Ruhum, köhne kabuğundan kurtulmakta zorlanıyor ve hak ettiğimi düşünüp,umduğum duruma kavuşma ümidi olmasa yalnızca hatıralarımla yaşayacak hale geliyorum. Böylece tamamen güçten düşmeden önce kendime bakabilmem için en azından birkaç yıl geriye gitmeliyim. Şu ölümlü dünyadaki tüm umutlarımı yitirip, kalbimi besleyecek hiçbir gıda bulamadığımdan,onu kendi özünden beslemeye kendimi yavaş yavaş alıştırdığım ve onun hamurunu kendi içimde bulmaya çalıştığım döneme geri dönmeliyim.Çok geç keşfettiğim bu çare, öylesine verimliydi ki, çektiğim bütün acıların telafisi oldu. Kendimle karşı karşıya kalma alışkanlığı sonunda bana dertlerimi hissettirmez oldu.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Kırları geçtim, sonra başka bir yola saparak aynı çayırlardan geri döndüm. Güzel yerlerde dolaşmanın verdiği zevkle, bazen yeşilliğin içindeki bir bitkiyi izlemek için duraklayarak ilerliyordum. bu önemsiz gözlemleri yavaş yavaş bir tarafa bırakarak kendimi her birinin üzerimde yarattığı o daha hoş ve duygulandırıcı etkiye bıraktım.Henüz yeşil ve taze olan, ancak yapraklarını kısmen kaybetmeye yüz tutmuş neredeyse ıssız kırlar, her yerde yalnızlığın ve yaklaşmakta olan kışın görüntüsüne bürünmüştü. Gördüklerimden aldığım izlenim, tatlı ve hüzünlü izlenimlerin bir karışımıydı; öyle ki, bu görüntüyü yaşıma ve kaderime benzetmemek benim için imkânsızdı. Ruhum hâlâ canlı duygularla dolu, zihnim de artık sıkıntılarla üzüntülerin soldurduğu birkaç çiçekle süslü olduğu halde, kendimi, masum fakat bahtsız bir ömrün sonunda görüyordum.Sönmeye yüz tutan hayal gücüm, yalnızlık âlemimi gönlüme göre yaratılmış varlıklarla doldurmuyordu...İnsanların beni horlayarak denedikleri sabrımı sunabileceğim...
Nihayet hayatımın sonuna kadar sürecek yılları kapsayan o uzun yalnızlık boyunca ruhumda olup biteni incelemeye,anlamaya çalışıyordum.
Tanrı adildir.O acı çekmemi istiyor,fakat masum olduğumu biliyor.İşte güvenimin sebebi bu...
Sonunda her şey yoluna girecek.Benim sıram da eninde sonunda gelecektir.