Korkut

Korkut
@doktorfaustus
Doktor
İstanbul
55 okur puanı
Ocak 2018 tarihinde katıldı
Anlıyorum seni Miusov
"Şimdiden biliyorum," diye geçiriyordu içinden, "sinirlerim bozuk, tartışmaya gireceğim... Heyecanlanacağım, hem kendimi hem de düşüncelerimi küçük düşüreceğim."
Sayfa 86 - İletişim Yayınları
Edebiyatın En Tatlı Eşleşmeleri!
Peki ya sizin favori kitabınız hangi tatlı olurdu?
Tarkovski'nin evreni kadın/anne karşıtlığına odaklanır ve derinleşmesine erkek merkezliğidir: Cinsel olarak aktif, provokatif kadın (cazibesi Nostalgia'daki Eugenia'nın dağınık uzun saçları gibi bir dizi kodlanmış işaretle ortaya konur), otantik olmayan, isterik bir yaratık olarak reddedilir, o dikkatle örülmüş saçları olan maternal figürle kıyaslanır. Tarkovski'ye göre bir kadın cinsel olarak arzulanmayı kabul ettiği anda, onun için en değerli şeyi, varlığının tinsel özünü feda eder ve böylece kendi değerini steril bir varoluş tarzına dönüştürerek değersizleştirir. Provokatif kadından duyulan tiksinti, Tarkovski'nin evrenine, neredeyse hiç gizlenmeden nüfuz etmiştir; o isterik kuşkulara eğilimli bu kişilik karşısında annenin rahatlatıcı, dengeli varlığı tercih edilir.
Sayfa 60 - Encore Yayınları
Kentsel Dönüşüm
Sıvas eskiden bir şehirdi, şimdi giderek "kent"leşiyor. Siz de farkında mısınız, kent lâfının tarihsizliği ve mûsikiden mahrum oluşu, bana, mazisi otuz-kırk seneyi geçmeyen nevzuhur yerleşim yerlerini hatırlatıyor. Mesela Eskişehir, nereden bakarsanız bakınız bir kenttir; ama Kütahya şehirdir. Sıvas da öyle, yakın zamanlara kadar "şehir" kelimesinin kucakladığı bütün sıcaklığı ihata eden insanî ilişkilere açık, tabiî boyutlarını kaybetmemiş sevimli bir şehirdi. Artık gözle görülür şekilde "kent" oluyor. Kent! Tarihsiz, sevimsiz çok modernist bir kelime! Şehir biraz da tarihtir.
Sayfa 89
Bir şehrin yerlisi olmak, artık itibarı kalmayan bir metadır. Şöyle veya böyle artık bir şehrin yerlileri, "vay canına biz meğerse neymişiz" diye hayretten dudak uçuklatan sosyolojik etütlerinin çok bilmiş ve munkabız "kuramsal çerçevesi" içine düşmüş arkaik bir fosil gibi görünüyorlar. Gelişmelerin yürek yağlarını eriten bu değişim, neden bilmem, zihnime ince sızılarla dağılan bir yürek burkuntusu veriyor.
Sayfa 16 - Ötüken Neşriyat
Başta belediyeciler olmak üzere cehennemin iyi niyetli -yağlı kütükleri- şehir plancıları, protest "mütayit"ler ve artık hiç bir yerin yerlisi olmayan şehir sakinleri, sinekten yağ çıkarmakta ihtisas kesbetmiş mahir mühendisler, yeteneksiz, çaresiz ve birikimsiz mimarlar, en ufağından en irisine "kasaba" ruhunu portföylerinin karanlık bir yerinde ihtiyatla gizleyen politikacılar şehrin katilleridir.
Sayfa 14 - Ötüken Neşriyat