Alparslan Türkeş, 'Turancılık Davası " sanığı olarak, Tophane Askeri Ceza ve Tutukevi'nde dehşet dolu beş ayı tamamlamıştı. Sonrası
bilinmiyordu. 24 saati hücrede geçiyordu. Evden haber mi? Yoktu! ..
Gerçekten acımasız bir cezaevi idi. Buradan kurtuluşun çaresi var mı idi? Hayır' ..
Aradan tam 50 yıl geçti. Dile kolay. Hir başka ifade ile yarım asır.
İşte o günlerden Türkeş' in beynine çakılan kasvet ve dehşet dolu
manzaraları yine kendisinden dinliyoruz:
'Jıtskerf Cezaevi şartlan çok ağırdı. Tutuklu/an ve mahkümlan sık
sık falakaya yatınr/ardı. Onlann acı feryadım ve ağlamalannı
duydukça çok üzülüyordum. Bir iıısanınferyadını duymak, yal-
vanşını duymak gibi etkileyici bir başka şey olmasa gerek.
Peri.şan halde yalvanymtardı. Ama o yalvarma/ara, yakannalara
işbaşındakiler kulak tıkıyorlardı. Cezaevi'nin zaten ağır olan şart-
lan, bu insanlık dışı tavır/a,
./a çekilmez hale geliyordu. insanlık
öldü mü? diyordum.
Bir gün baktım, hücre komşum Rıfat Ilgaz Bey'i götüniyorlar.
Kelepçe takmışlar. ônde bir yüzbaşı, ardında da muhafızı vardı .
Nereye götı/ rdı/k/en·ni bilemezdim. Avluda, havalandınna sırasında tesadüfen görmüştüm R!fat Bey'in götün// üşü nü
Sonra, dediler ki; Rıfat llgaz'ı sivil cezaeuine göııdennişler.
Rıfat Bey gittikten sonra, bir başka komşu geldi yanıbaşımdaki
hücreye. Arada bir lavaboya giderken km-şılaşıyorduk kendisı)•le.
Beyaz tenli, mavi gözlü, san kır-saçlı, uzun kaşlı bir zat. Ayağın-
da takunyalar, pijama pantolonun un paçası katlı, kollar sarılı bir
halde dolaşıyordu. Selamlaştık, ayakılStılnde tanıştık. Ve aramızda şu konuşma Reçti:
TOR.KEŞ - Merhaba be ye fendi, geçmiş olsun.
SİVİL - Merhaba ef cndim, size de geçmiş olsun.
TOR.KEŞ - Benim adım A/pa,slan Türkeş, Turancılık Davası sanı-
ğıyım.
SİVİL - Çok memnun oldum. Benim ki de Hasan Ferit