"Fakat," diye devam ettim, "bazen kendimize yabancılaşmaya ihtiyaç duyarız. İşte o zaman ruhumuzda saklı olan ışık, görülmesi gereken neyse onun üzerine düşer."
Fakat déjà-vu çabucak aklımızdan silinen bir sürprizden çok ötedir, çünkü anlamsız olsa kafamızı meşgul etmez. Déjà-vu zamanın geçmediğinin bir kanıtı, daha önce gerçekten yaşanmış olup şimdi tekrarlanmakta olan bir şeye doğru bir sıçramadır.
"Doğduğumuz andan ölene kadar hayatımız sürekli bir yolculuktur. Manzara değişir, insanlar değişir, ihtiyaçlar değişir, ama tren hep ileri gider. Hayat bir trendir, tren istasyonu değil."