HüznünŞairi İBRETLİK AŞIK Ham idim, bu sevda pişirdi beni; Çok yandım, kabımdan taşırdı beni; Acınacak hâle düşürdü beni; Merhametlik aşık oldum vesselam. Ansızın çekip de gittin gideli, El gözünde oldum artık bir deli. Ağır oldu bu sevdanın bedeli; Müebbetlik aşık oldum vesselam. Bir garip bülbüldüm, hara tutuldum; Özüme köz düştü, nar’a tutuldum; Sevmeyi bilmeyen yâr’a tutuldum; Bir ibretlik aşık oldum vesselam. Ergül’üm, yüzümü semaya döndüm; Yağmurlar közüme yağınca söndüm. Nice aşık gibi, yaşarken öldüm; İrahmetlik aşık oldum vesselam. Ergül NALBANT – 23.09.2025 – 08:30
Şiir
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
00.36
“Gözden uzaklaşınca gönüldeki yükler de hafifler sanmıştım ama insan nereye giderse gitsin, dertlerini de yanında götürüyor. Tam anlamıyla iyi hissetmiyorum, hatta belki de uzun süre hissetmeyeceğim zamanla kendi rengimi yeniden bulacağım.Zamanın her şeyi iyileştirdiği koca bir yalan, zaman sadece acıyla yaşamayı öğretiyor. Sildim, uzaklaştım, döndüm... Ama içimdeki o boşluk hissi hâlâ kapanmadı.Gönlümün yükü hâlâ omuzlarımda, biliyorum. Ama her şeye rağmen dünyaya bir yerinden, incecik bir çiçek dalından yeniden tutunuyorum."
Atatürk'ün vefatından 15 yıl sonra naaşını muayene eden patolog anlatıyor: O gün etnografya müzesine girdiğimizde derin bir sessizlik ve ağır sorumluluk vardı. Vinçlerle mermer lahit kandırıldı, ardından betonlar kırılarak çelik tabuta ulaşıldı. Tabutun kapağı açıldığında, önce bir gaz kokusu yayıldı ardından Atatürk'ün yüzünü örten ince bir kefen görüldü. Elimle yavaşça kefeni araladım. O an, odadaki herkes nefesini tutmuştu. Karşımda, 15 yıl önce Dolmabahçe'de uyur gibi bırakılan Atatürk duruyordu. Hiç bozulmamıştı, sanki o sabah tıraş olmuş gibi taze bir yüzü vardı. Saçları,o meşhur sarı kaşları ve hatta cildinin dokusu olduğu gibi korunmuştu. Gözleri hafif aralıktı ve o derin bakışları sanki hala üzerindeydi. Tıbbi açıdan baktığımda tahnit işleminin ne kadar başarılı olduğunu gördüm. Gül ağacından talaşlar içerisinde muhafaza edilmişti. Yüzünde hiçbir deformasyon yoktu, sadece hafif bir pembelik kalmıştı. Yanındaki görevlilere döndüm ve "vücut tamamen korunmuş, hiçbir işlem yapmaya gerek yok" dedim. O an üzerimdeki ağır yük kalkmış, yerine sonsuz bir saygıya bırakmıştı. Naaşı geçici kabrinden çıkarılıp Anıtkabir'e götürülmek üzere hazırlanırken, Türk Milletinin ebedi liderlerinin sanki hiç ölmemişçesine karşında duruyor olması, hayatım boyunca hiç unutamayacağın en sarsıcı andı.
"Yatağıma döndüm, ölüyordum sadece. Kimsenin umurunda değildi, benim bile umurumda değildi..." Charles Bukowski
Alıntı
Güzel bi' şarkı buldum kendimi onunla öldürdüm Sonra bi' diğer şarkı duyup hayata onunla geri de döndüm Sonra başka şarkılarla doğdum, onlarla soldum Ben Yunus'u şarkılarda buldum, hayatta kaybettim
Sagopa Kajmer