Yani, çok düşündüm. Hayat hakkında. Kendi içime döndüm. Evren bana kendime çekidüzen vermemi söyledi. Her şeyin başı denge, abi.
Taşı bile kafana vursan izi kalıyor Ben dünyaya kendimi attığımda kendime döndüm yine hiçbir iz ve belirti yok Lastikli toplar gibi döndüm ölümden yaşama
Sayfa 456
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Çakkalll ;)
Ayak seslerinin üst kata vardığından emin olduktan sonra Becky'ye döndüm. "Kalkabilir misin? Sağıma değil de soluma otursana." "Tabii." Ayağa kalkıp şaşkınca gülümsedi. "Ama neden?" diye sordu sol tarafıma otururken. Becky'nin üzerinden uzanıp fincanımı verandanın tırabzanına koydum. "Çünkü..." dedim ona gülümseyerek, "ben solak öperim, ne dediğimi anlıyor musun?" "Hayır, anlamıyorum," dedi gülümsememe karşılık vererek. "Şöyle, bir kadın sağımda olduğunda..." dedim, sağ tarafımdaki boşluğa kolumu dolayarak gösterdim, "...bu benim için rahatsız edici oluyor. Bir şekilde yanlış hissettiriyor, sanki yanlış elimle yazmaya çalışmak gibi bir his. Bir kadın solumda olmadıkça iyi öpüşemem."
Sayfa 100
Alıntı
"hiç söylemedim ancak..." diyerek masanın üzerinde birleştirdiğim parmaklarımla oynamaya başladım. "adamlara karşı beni koruduğun için teşekkür ederim." şefkatle gülümseyerek, "seni korumayacağımı mı düşünüyorsun?" dedi. "başına bir iş gelse ailenden sonra en çok üzülen ben olurum, mahira. başımıza sürekli iş açan, yaramazlıkları bitmeyen bu kıza zarar gelirse kahroluruz." tereddüt etmeden, "sen de ailemsin," dedim. sancak abinin yeri her zaman özel olacaktı. beklemiyormuş gibi, "ne?" dedi. "ailemsin," dedim yeniden. "ailenim," diyerek şefkatle gülümsedi ve göz kırptı. duygulanmıştım. gözlerim dolmuştu. burnum akmaya başlayınca, elimin tersiyle burnumu silip gülümsedim. "biliyorum," dedim zorlukla konuşarak. "bu yüzden daha dikkatli olacağım." "anlamana sevindim, güzelim," dedi. ayağa kalkarak elini uzattı ve gülümsedi. gözleri ay ışığında parlıyordu ve korumacı göğsü her nefes alıp verdiğinde şefkatle yükseliyordu. "şimdi en sevdiğin jelibonlu dondurmadan yemeye gidelim mi?" uzattığı eline bakarken, kalbim göğsümden fırlayıp kanatlanacak gibiydi. daha önce elini tutmadığımdan değildi ama bedenimdeki heyecan gittikçe artıyordu. "tutmayacak mısın güzelim?" hafif kısık, derinden gelen sesi yutkunmama sebep oldu. elimi uzattığımda zaman kaybetmeden, elimi avcunun içine alarak bedenini kendine doğru çekti. göğsümün göğsüne çarpmasına saniyeler kala durup başımı yukarı doğru kaldırdım. ela gözleri kirpiklerinin altından muhteşem görünüyordu. "gerçekten mi?" bakışlarını benimkilerden ayırmadan dudağının tek kenarı havaya kalkacak şekilde gülümsedi ve başını salladı. "gerçekten güzelim," diyerek kolunu omzuma attı ve bedenimi sıcak göğsüne yasladı. "abine mesaj atalım da gelip bize katılsın. sonra kıskançlığından ayılıp bayılmasın." kaşlarımı yalandan çatarak,
Sayfa 91·Kitabı okudu
Gömüldüm, kayboldum ve döndüm.
Sayfa 27 - Say·Kitabı okudu
"Yemin ederim, bir kere bile çıkarmadım aklımdan. Seni arayacak yüzüm olmadı hiç ama çok aradım. İmkânsız da olsa yürüdüğüm her sokakta köşeyi dönünce sen karşımda olursun diye çok bekledim. Yüzümü her gece gökyüzüne döndüm de yattım. Aynı ay ışığına baktık, aynı yıldızlara. Gökyüzümüz hiç ayrılmadı, yemin ederim."
Sayfa 96·Kitabı okudu