mila

mila
@milafaxz
‧₊˚ ⋅♡𓂃 ࣪ ִֶָ 🪽. “i am home, when i flick the pages.”

mila

, bir kitap okudu
Puan vermedi·368 syf.·
2026 3. kitabı
H.D. Carlton
5.2/10 · 45 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
"daha fazla kaçacak mıyız?" diyen sıcak nefesi yüzüme değdiğinde bedenim bedenine doğru yaklaştı. "aramızda hiçbir şey olmamış gibi hayatımıza devam mı edeceğiz?" hayır. bir daha asla aynı gözle bakamam sana. kalbim seni her gördüğünde maraton koşmuşçasına akarken, bedenim bedenini arzularken bu imkânsız. "bensiz yaşayabilir misin mahira?" parmak ucu yavaşça dudağımın kenarında gezindiğinde içimi çektim. "çünkü ben sensiz yaşayamam." "kırdın beni," dedim. kelimeleri zar zor toparlamıştım. "kahrolayım," dedi. gözlerine yerleşen pişmanlıkla baktığında içim sızladı. "seni üzdüğüm için pişmanlıktan nefes alamayacağım ancak yüreğimdeki karşılığını söylediğim için asla üzülmeyeceğim." "nihat'la beni birlikte gördüğün için bunu söylüyorsun. bu yüzden itiraf etmek zorunda hissettin." sözlerime gocunarak, "asla," dedi. "hissettiklerimi asla bir anlık duygularla kıyaslama, mahira." alnını yeniden alnıma yasladığında sıcaklığına kaçtım. "evet, seni kıskandım. hem de deli gibi kıskandım. aklım başımdan gitti. ondan hoşlanma ihtimalinin korkusundan doğru dürüst düşünemedim." elini kolumdan aşağı indirdi ve bileğimden tutarak göğsüne doğru çekti. elimi tam kalbinin üstüne bastırdı. "hepsi bu adi kalbim yüzünden." kendimi tutamayarak, "kalbini seviyorum," dediğimde avcumun altındaki kalp daha hızlı atmaya başladı. "korktuğunu biliyorum, mahira'm. ben de başta çok korktum, çekindim. abinler ve ailemiz ne der diye çekindim ama hepsinden çok benimle aynı hisleri hissetmemenden, gözünde abiden başka bir yerim olmamasından ödüm koptu." zar zor nefes aldı. "hislerimden dolayı korkarak yüzüme baksaydın işte o zaman kalbimde seni öldürmekle beraber kendimi de öldürürdüm. çıkar giderdim bu mahalleden de hayatından da." kırgın ses tonu aklına koyduğunu yapacağını söylüyordu ve çıkıp
Sayfa 321·Kitabı okudu
"hiç söylemedim ancak..." diyerek masanın üzerinde birleştirdiğim parmaklarımla oynamaya başladım. "adamlara karşı beni koruduğun için teşekkür ederim." şefkatle gülümseyerek, "seni korumayacağımı mı düşünüyorsun?" dedi. "başına bir iş gelse ailenden sonra en çok üzülen ben olurum, mahira. başımıza sürekli iş açan, yaramazlıkları bitmeyen bu kıza zarar gelirse kahroluruz." tereddüt etmeden, "sen de ailemsin," dedim. sancak abinin yeri her zaman özel olacaktı. beklemiyormuş gibi, "ne?" dedi. "ailemsin," dedim yeniden. "ailenim," diyerek şefkatle gülümsedi ve göz kırptı. duygulanmıştım. gözlerim dolmuştu. burnum akmaya başlayınca, elimin tersiyle burnumu silip gülümsedim. "biliyorum," dedim zorlukla konuşarak. "bu yüzden daha dikkatli olacağım." "anlamana sevindim, güzelim," dedi. ayağa kalkarak elini uzattı ve gülümsedi. gözleri ay ışığında parlıyordu ve korumacı göğsü her nefes alıp verdiğinde şefkatle yükseliyordu. "şimdi en sevdiğin jelibonlu dondurmadan yemeye gidelim mi?" uzattığı eline bakarken, kalbim göğsümden fırlayıp kanatlanacak gibiydi. daha önce elini tutmadığımdan değildi ama bedenimdeki heyecan gittikçe artıyordu. "tutmayacak mısın güzelim?" hafif kısık, derinden gelen sesi yutkunmama sebep oldu. elimi uzattığımda zaman kaybetmeden, elimi avcunun içine alarak bedenini kendine doğru çekti. göğsümün göğsüne çarpmasına saniyeler kala durup başımı yukarı doğru kaldırdım. ela gözleri kirpiklerinin altından muhteşem görünüyordu. "gerçekten mi?" bakışlarını benimkilerden ayırmadan dudağının tek kenarı havaya kalkacak şekilde gülümsedi ve başını salladı. "gerçekten güzelim," diyerek kolunu omzuma attı ve bedenimi sıcak göğsüne yasladı. "abine mesaj atalım da gelip bize katılsın. sonra kıskançlığından ayılıp bayılmasın." kaşlarımı yalandan çatarak,
Sayfa 91·Kitabı okudu
"eğer şanslı bir adamsam bunları ayık olduğunda da duymak istiyorum. sen bu haldeyken kelimelerini senden izinsiz alıyormuşum gibi hissediyorum ve mahira, sabah uyandığında dediğim hiçbir şeyi hatırlamamış olmanı umuyorum." "neden?" "çünkü ortada bana güvenen iki abin var, güzelim." acı çektiğini hissediyordum. kalbimin üstünde atan kalbinde acıyı hissediyordum. "abimler seni sever." "ama kız kardeşlerini daha çok severler." "peki, ya sen?" bu sorunun cevabını hatırlamak istiyordum. "en çok beni mi seviyorsun yoksa abimi mi?" sancak'ın kahkahası odada yankılanırken, "bu soruyu her yıl sormaktan vazgeçmeyeceksin, değil mi?" dedi. "ama sen de hep cevaplamıyorsun!" dedim. burnumu çekerek isyan ettiğimde içini ah, der gibi çekti. "cevaplıyorum ama fark etmiyorsun," dedi. sesindeki sitemde kızgınlık da vardı ama bana niye kızıyordu? "düşün, küçük yıldızım. kime bakarken içim gidiyor, bir düşün." saçımı okşadığında içimi delip geçen sesiyle, "hadi, uyu," dedi. "böyle uyumak istiyorum," diye mızmızlandım. "sana sarılıp uyumak istiyorum." "böyle uyuyamayız." yanağımı okşadı. "isteğin dışında sana asla dokunmam ama ben erkeğim," diye sitem ettiğinde inatla kaslarına daha da gömüldüm. huzuru bulmuştum ve ayrılmaya asla niyetim yoktu. "bana zarar vermezsin." "asla vermem," diyen sesi sert çıkmıştı ancak benimkinden büyük olan avcu saçımı okşadıktan sonra kulağıma fısıldadı. "şimdi uyu, mahi'm." "hayır, cevaplamıyorsun."
Sayfa 192·Kitabı okudu
kendi odasının kapısını açarak, içeri geçip başucundaki ışığı açtı. "hadi, yat," dedi. "sen de gel." sancak'ın neden bu kadar güzel koktuğunu biliyordum. parfümü ve teni ne kadar güzel kokarsa koksun bir yanı babama benziyordu. şefkati, azarlamasının altında yatan eğlenceli tavrı... hepsi bana babamı hatırlatıyordu. asla geri alamayacağım anıların hepsi oradaydı. "uygun olmaz, mahira," dedi. yorganını açıp sırtımı yatağa yasladığında kollarımı ve bacaklarımı inatla iç içe geçirip deli gücüyle bedenini kendime çektim. sancak bunu beklemiyor olacaktı ki dengesini kaybedip, üzerime düşerken son anda yükünü vermemek için elini yatağa dayadı. "kızıyorum ama pinokyo." "kız, bana ne!" diyerek hıçkırdım. "ağlıyor musun sen?" yüzüme bakmak için başını geriye attığında çenemi aşağıya doğru eğerek yüzümü gizledim. "neden ağlıyorsun, güzelim?" cevap vermediğimde devam etti. "seninle yatmadığım için mi? kalbini mi kırdım?" "babam yaramazlık yaptığım zamanlar benimle uyurdu. şimdi yaramazlık yaptım. başımı büyük bir belaya soktum ama beni uyutmak için gelmiyor." "mahi," diye iç çekerek adımı kısalttı. "tabularımı yok ediyorsun. sana karşı durmama izin vermiyorsun. öldürüyorsun beni ve inanmayacaksın ama kollarında ölmek güzel olurdu." "durma o zaman." "ne söylediğini bilmiyorsun. istediğin şeyin farkında değilsin." "seni istiyorum." bir eli başımın arkasında dururken, diğerini yanağıma koyup alnını alnıma yasladı. "durmak zorundayım ama yapamıyorum. seni artık yaramazlık yapıp etrafı birbirine katan mahira olarak göremiyorum." "ne olarak görüyorsun?" dedim. sesim gittikçe kısılıyordu.
Sayfa 191·Kitabı okudu