Puan vermedi·401 syf.··
2026 99. kitabı
ESRA TOK~HAR~ Selam.Bugün sizlere sevgili @essratok kaleminden #yediaşiretserisi ‘nin üçüncü kitabı #har ile geldim.Bu kitap benim yazarın kalemi ile tanışma kitabım oldu.İtiraf ediyorum ve kendime kızıyorum ki böyle güzel bir kalemle tanışmak için çok geç kalmışım.Yazarın kalemine bayıldım.Abartısız,yalın ve akıcı anlatımını çok sevdim.Kurguyu da ayrı bir sevdim ki aslında töre,aşiret tarzı kurguları sevsemde uzun zamandır okumamıştım ve bu kitap bana çok iyi geldi.Şimdi ise serinin yeni çıkacak kitaplarının yanı sıra önceki kitaplarını da aşırı merak ediyorum.Kitabımızın baş karakteri Kenan’ı çok sevdim.Adaleti,sözünün eri oluşu ve Gazel’i sevişi çok güzeldi.Tabi ki Gazel demişken onu da çok sevdim.Hem merhameti hem dürüstlüğü hem de yüreğinin güzelliği harikaydı.Ayrıca kitapta Toprak ve Karaca karakterlerini de ayrı bir sevdim ama o son beni ağlattı.Kitap da çokça kötü karakter olmasına rağmen en nefret ettiğim Kenan’ın annesi oldu ki öyle anne olmasa da olurdu.Ben kitabı çok sevdim ve devam kitaplarını da merakla bekliyorum.Bu arada serinin kitaplarının birbirinden bağımsız da okunabildiğini belirtmek isterim.Eğer bu türde okuma yapmayı seviyorsanız bu seriye mutlaka bir şans vermelisiniz.Aşırı olmasa da yetişkin içerikler olduğunu da söyleyeyim. Mezopotamya’nın en güçlü yedi ağasını ağasının yüzyıllardır devam ettirdiği bir birlik olan;Yedi Aşiret’in Cesur ailesindedi Kenan. Kenan 17 yaşına gireceği gün ağa babası ve çok sevdiği abisi ile İskenderun’a iş için giderler.Bu onun için en önemli günlerden biriydi.Ta ki bir suikasta uğrayana kadar.Babası ve ağbisi düşürüldükleri bu pusu da acı bir şekilde can verirken Kenan ise aldığı yara ile abisi sayesinde kurtulmayı başarır.Günler sonra gözünü açıp kendine geldiğinde onu kurtaranlardan Ömer ve Asaf ile içinde
HarEsra Tok · Aseliva Yayınevi · 20264 okunma
Puan vermedi·144 syf.··
2026 23. kitabı
“Yağmur denizde sefalet oluyor değil mi ?” Bir sarrafın mücevherleri işlediği , bir bestekarın notalarla raks ettiği gibi romanını dahi şiirsel nakışlarla işleyerek yazan Tanpınar , adeta kelimelerle zamanı durdurmayı başarmış bir sanatkardır. XXyy ,coğrafyamızda çalkantılı ve devrimli günlerdi işte bu dönemde yaşamış olan değerli kalem, Osmanlı’dan Cumhuriyete geçiş sürecinde ki siyasi , kültürel değişimler ile doğu batı arasında ki sancılı sürece bizzat şahit olarak , bunları sadece eserlerinde yazmakla kalmayarak adeta kelimelerle, geçmiş ile geleceği cümlelerde buluşturmuştur. Bu kıymete değer eserlerinden bir tanesini de biz şanslı okuyucular Mayıs ayında okuyarak ,analiz tahlil ederek bir nebze de olsa edebiyatımızın hafızasını kendi perspektifimizle görme şansına eriştik. Ben de naçizane kendi paradigmam ve yorumumla bir şeyler söylemek istiyorum. Elbetteki Yaz Yağmuru kitabını tek bir edebiyat çerçevesinde ele alamam çünkü kültürel birikimi ve çok yönlü bir yazar olması nedeniyle ( yazar,şair,denemeyazarı,siyasetçi,akademisyen vs.) kaleminden çıkan şaheser ,bir çok perspektiften açıklanmaya değer. Edebi metin özelliğiyle şiirsel ,estetik açıdan bir cerrahın titizliğiyle kaleme alınmış her bir hikaye hem gözleri hem de ruhu doyurmakta böylelikle onun eserlerinin sadece okunmadığını hissedildiğine de şahit oluruz . Türkçeye kattığı senfoni tadında ki kelimelerin bezenmesi, düşünce dünyamıza bıraktığı izlerle eşine az rastlanan ,dimağlarımızda tat bırakmış Türk edebiyatının en zarif ve en derin sanatkarlarından biridir dersek mübalağ etmiş olmayız değil mi ? ( Burada kendimi Bridgerton’ da ki lady Whistledown gibi hissettim ) Yine tarihi bilgisi ve bilinci bunun yanında kendisinin de yaşanan değişim ve dönüşüme tanık olması neticesinde eserlerine
Yaz YağmuruAhmet Hamdi Tanpınar · Dergah Yayınları · 2023466 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
inanılmaz sürükleyici
10/10
·360 syf.··
2026 24. kitabı
#okudumbi̇tti̇ "Yanlış umut, hiç umut olmamasından daha kötüdür." "İnsanlar fiziksel olarak incindiklerinde bunu bedenlerindeki morluklardan ve yara izlerinden anlayabilirsiniz,ama duygusal olarak, zihinsel olarak incindiklerinde yaraları daha derinlere gizlenir." Merhaba kitap dostlarım. Bugün size kitaplarını okumaktan büyük bir keyif aldığım @altinkitaplar yayınlarından son zamanlarda okuduğum en güzel kitaplardan biriyle geldim.@stacyvwillingham tarafından kaleme alınan roman gerilimin her sayfada artan dozu ve ters köşe sonu ile biz okuyucuları adeta kitabın içine hapsediyor. Yazarın anlatımı son derece sade sürükleyici,en ağır ve karmaşık durumlarda bile yazar akıcı bir dil kullanmayı başarmış.Bölümleri uzun tutmaması da ayrıca biz okurlar için artı değer. Roman başkarakterimiz Chloe'nin bakış açısıyla anlatılmış ve yazar Chloe'nin içinde bulunduğu durumu, içsel duygularını okuyucusuna başarıyla aktarabilmiş.Kitapta olay örgüsü çok geniş ve merak konusu ön planda.Kitabı, şu bölüm bitsin bırakayım deseniz de bırakamıyorsunuz elinizden. Konusuna gelecek olursak baş karakter Chloe Davis.Henüz küçükken(on iki yaşında)yaşadığı kasabada altı kız çocuğu kaybolur, bir süre sonra bu kayıpların arkasındaki kişinin babası olduğu ortaya çıkar ve babası hapse girer.Aradan yıllar geçer ve Chloe başarılı bir psikolog olur,geçmişinde yaşadığı travmayı unutmaya geride bırakmaya çalışır,durur. Ne var ki aynı kasabada yeniden genç kızlar kaybolmaya başlar.Chloe'nin geçmişi geri döner adeta ve o bu kâbusu çözmeye, anlamaya çalışır. Aklına takılan soru şu olur: Bildiğini sandığı geçmiş ya onu yanıltıyorsa, gerçek suçlu başkasıysa?Bakalım Chloe bir sonuca ulaşabilecek mi? Psikolojik gerilimin gizemin tükenmedi Bu eseri çok severek okudum Sizler de okuyabilirsiniz özellikle
Karanlıktaki KıvılcımStacy Willingham · Altın KitaplarMurat Karlıdağ · 2026205 okunma
Kitap yorumum
10/10
·88 syf.··
2026 34. kitabı
·
7 saatte okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 16:35
Bugün sizlere @alimserkancesur 'un muhteşem kaleminden gerçek bir hayat hikayesi olan Türk Damar'ı kitabını, adı tarih kitaplarında pek geçmeyen Hamit Çavuş'un hikayesini anlatacağım. Kitabın konusu: Hamit, Fetihiye Ören Köyü'nün sıradan bir köylüsüyken Balkan Harbi'nin başlamasıyla Osmanlı'nın ilan ettiği seferberlik onu anasından ve büyük bir aşkla bağlı olduğu eşi Vesile'den tam 11 yıl ayırır. ️Önce Balkan Harbi'nde Yunanlılara esir düşer ve Sakız Adası'na sürülür. Esir mübadelesiyle özgürlüğüne kavuştuğunda onu Çanakkale beklemektedir. ️Açlığın, yoksulluğun ve yanı başında yatan şehitlerin ağır kokusunun arasında vatanı için savaşır. Son kalan el bombalarıyla arkadaşlarıyla birlikte kıyıya çıkmaya çalışan İngiliz askerlerini geri püskürtmeyi başarır. ️Doğu Cephesi'nde Ruslara esir düşer, yol yapımında çalıştırılır, türlü eziyetler görür. Bir Rus askeriyle kurduğu dostluk sayesinde kaçmayı başarır. Yolculuğu sırasında karşılaştığı Kara Yılan çetesinin elinden ise "Ben Mustafa Kemal'in askeriyim!" diyerek kurtulur. ️Memleketine dönmek yerine yeniden cepheye koşar. Kurtuluş Savaşı'nda İnönü'de ve Dumlupınar'da savaşır. Açlık çeker, zulüm görür, ölümle yüz yüze gelir; ama ne düşmana boyun eğer ne de vatan sevgisinden vazgeçer. Savaşlar sona erdiğinde Hamit'e İstiklal Madalyası verilir. Devlet, bir gazi olarak ona maaş bağlamak ister çok ihtiyacı olmasına rağmen kabul etmez. Hamit'in cevabı, onun nasıl bir insan olduğunu tek cümlede anlatır: "Ben para için askerlik yapmadım! Ben vatanım, Allah'ım için savaştım!" ️Hamit 11 yıl sonra evine büyük bir mutluluk ile döner. Hiçbir savaştan sağ kurtulduğunda bu kadar sevinmemiştir ama evinde her şey bıraktığı gibi midir ️ Kitap hakkındaki düşüncelerim: Ben tarih okumayı çok severim, gerçek bir hikaye olmasından dolayı kitap
Türk DamarıAlim Serkan Cesur · İkinci Adam Yayınları · 202612 okunma
karanlık bir sorgu odası
Puan vermedi·524 syf.·
2026 48. kitabı
İnsanın kendi hayatını yaşadığını sandığı bir anda tarihin ağır ve paslı eliyle ensesinden tutulup başka bir zamana fırlatılmasının romanı. Burada zaman yalnızca saatlerin, ülkelerin, haberlerin ve diplomatik görüşmelerin içinde akan bir şey değildir; zaman, insanın içinden de geçer, kimi insana yarını bekletir, kimi insanın yarınını daha o gün elinden alır. Bu yüzden romanı okurken yalnızca yaklaşan bir savaşın uğultusunu değil, savaş henüz başlamadan çoktan yenilmiş insanların iç seslerini de duyarız. Sartre, savaşı tanklarla, cephelerle, üniformalarla anlatmadan önce, bekleyen insanların terinde, gazeteye eğilmiş gözlerinde, kapalı panjurlarda, bir odanın içindeki sıkıntılı havada, bir ülkenin satılmışlık duygusunda ve kitlelerin aptalca sevinçlerinde gösterir. Yaşanmayan Zaman, bana kalırsa Sartre’ın en güçlü roman tekniklerinden birini bütün ağırlığıyla taşıyan kitaplardan biri. Bir yanda Avrupa’nın siyasi haritası yerinden oynarken, diğer yanda tek tek insanların küçük, kırılgan, çoğu zaman zavallı hayatları akmaya devam eder. Kimi aşkı düşünür, kimi korkusunu saklamaya çalışır, kimi bir gazeteden gelecek habere tutunur, kimi kendi cesaretini ancak felaket kapıya dayandığında ölçebilir. Sartre burada insanı soyut bir özgürlük fikri içinde bırakmaz; onu bir odanın, bir ülkenin, bir bedenin, bir korkunun ve bir karar anının içine kapatır. Özgürlük artık güzel bir kavram değildir. Özgürlük, insanın kaçamadığı şeydir. Seçmemek bile bir seçimdir ve roman boyunca insanın omuzlarına çöken asıl ağırlık budur. Kitabın en çarpıcı taraflarından biri, tarihin büyük cinayetlerinin çoğu zaman büyük gürültülerle değil, tekdüze seslerle, diplomatik cümlelerle, bekleme salonlarında, otel hollerinde ve rahat uykuların ortasında işlenmesidir. Sartre bunu çok iyi bilir. Kitleler
1000Kitap
Yaşanmayan ZamanJean-Paul Sartre · Can Yayınları · 2019964 okunma
Ateşten Düğüm 2
7/10
·412 syf.··
2026 47. kitabı
Selam canlar Bugün sizlere @ayssbssrt kaleminden #ateştendüğüm2 kitabı ile geldim... Yazarın kalemi ile serinin ilk kitabıyla tanışmış ve çok sevmiştim serinin devamını da merakla bekliyordum. Şimdide üçüncü kitabı merakla bekliyor olacağım... Yazarın akıcı dili olayların sürükleyici olması, bazı sayfalarda bizi hüzünlendirirken bazı sayfalarda gülümsetiyor. İlk kiqtptada belirttiğim gibi tam bir dizi havasında hikâyemiz. İki ailenin geçmişten gelen düşmanlığı ve bu düşmanlığın bitmesi için feda edilen iki genç Elif ve Baran hikâyesi, oysa ikisininde hayelleri vardı... Hayellerini bir çırpıda yok eden töre Elif ve Baran'ı zorunlu bir evliliğe sürüklemişti. Onların hikâyesi kaldığı yerden devam ediyor. Bu kitapta da Berfin'in böreklerinden öğğğ geldi börekleriyle birlikte yok olabilir mi üçüncü kitapta. Birde Elif'in ergen tavırları beni sinir etmedi desem yalan olur Elif ilk kitapta yaşadığı büyük kırılmaların ardından İzol konağında kendisine kurulan oyunlarla mücadeleye devam ediyor. Hayatında yaşadığı kayıplar ve yıkılan hayelleri nedeniyle büyük bir yalnızlık yaşar. Elif'in elinde geçmişten abisinden kalan tek hatıra olan ve nişan gecesi kaybettiği bileklikten başka hiçbir şey kalmamıştır. Bu bileklik hiç beklemediği bir kişinin elindedir ve Elif bilekliğe ulaşmaya çalışırken o kişinin yalan söylediğini anlar. İzol konağında Baran'la gerçek evli olduklarını düşünüldüğü için tâbiki aynı odayı paylaşmak zorunda kalırlar. Elif Baran'la aralarında esen soğuk rüzgarlarla verdiği mücadelenin yanı sıra birde Berfin ve Rojbin hanımın saçma entrikalarıyla uğraşmak zorunda kalır. Bu arada birde aşiretin onlardan beklediği bir bebek vardır. Elif abisi ve babasına verdiği sözü tutamasının üzüntüsünü yaşarken bir sabah telefonuna gelen dershane kayıt mesajı ile şaşkına döner.
1000Kitap
Ateşten Düğüm 2Ayşen B. · Ulysses Yayınları · 20268 okunma