hiçbir gerçek, bir sevdiğimizi kaybettiğimiz zaman duyduğumuz kederi gideremez. hiçbir gerçek, hiçbir samimiyet, hiçbir güç, hiçbir nezaket bu acıyı geçiremiyor. tek yapabileceğimiz şey, üzüntüyü sonuna dek yaşamak ve sonunda bundan bir şey öğrenmek ama her ne öğrenirsek öğrenelim, bir sonraki beklenmedik üzüntüde bir yardımı olmuyor.
öyle derin, yapışkan bir bataklık ki, adım attıkça pabuçlarım saplanıp kalacakmış gibi hissediyorum. çamurun içinde bitkin vaziyette yürüyorum. önümde, arkamda, bataklığın sonsuz karanlığından başka hiçbir şey görmüyorum.