Herkes geliyor ve sonra gidiyor. İşte bu beni rahatlatıyor. Tuhaf mı böyle hissetmem? Normal bir kız bu şekilde düşünmez değil mi? Normal bir kız daha istikrarlı bir şey ister değil mi? Ama ben onlar gibi değilim. Neden acaba? Hiç bilmiyorum.
En büyük sorun onu yürekten istememiş olmamdı. Ondan hoşlanıyordum. Onunla birlikte olmayı seviyordum. Onunla iyi vakit geçiriyorduk. Hatta yanında nazik biri oluyordum. Ama neticede onu gerçek anlamda istememiştim.
Sonra spiker, şimdi bir de eskilerden bir parça dedi. Ray Charles’tan Born to Lose’du. Üzücü bir parça dedi. “Kaybetmek için doğmuşum” diyordu Ray Charles, “ve şimdi de seni kaybediyorum.” Bu şarkıyı dinleyince gerçekten de üzüldüm. Ağlayacak denli hem de. Bazen oluyor böyle. Ufacık bir şey yüreğimin en yumuşak yerine dokunuyor. Şarkının yarısında radyoyu kapattım, arabamı dinlenme tesisinin otoparkına bırakıp restorana girdim, sebzeli sandviç ve kahve sipariş ettim.