En büyük sorun onu yürekten istememiş olmamdı. Ondan hoşlanıyordum. Onunla birlikte olmayı seviyordum. Onunla iyi vakit geçiriyorduk. Hatta yanında nazik biri oluyordum. Ama neticede onu gerçek anlamda istememiştim.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Sonra spiker, şimdi bir de eskilerden bir parça dedi. Ray Charles’tan Born to Lose’du. Üzücü bir parça dedi. “Kaybetmek için doğmuşum” diyordu Ray Charles, “ve şimdi de seni kaybediyorum.” Bu şarkıyı dinleyince gerçekten de üzüldüm. Ağlayacak denli hem de. Bazen oluyor böyle. Ufacık bir şey yüreğimin en yumuşak yerine dokunuyor. Şarkının yarısında radyoyu kapattım, arabamı dinlenme tesisinin otoparkına bırakıp restorana girdim, sebzeli sandviç ve kahve sipariş ettim.
Kesinlikle mutlu bir yaşamı olmamıştı. Biri tarafından çok sevilmediği gibi onun da çok sevdiği bir şey olmamıştı. İnsanlara hep ürkek gözlerle bakardı. Bakalım bundan sonra neyi yitireceğim acaba diyen bir bakışla. Böylesi bakışları olan bir başka kedi daha yoktur. Ama ölüp gitti işte. Bir kere ölünce, kaybedeceğin bir şey de kalmaz. Ölümün en iyi yanıdır bu.