Modern Müslüman dünyanın pek çok yönetimi, dini eğitim ve hareketleri destekleyerek dini meşruiyetlerine devasa yatırımlar yapmaktadır. Bunun nedeni de genellikle güçlü olmaları değil, tersine zayıflıklarıdır.
Orta Doğu, İkinci Dünya Savaşı'ndan itibaren, dünyanın en az demokratik bölgeleri arasında olmuştur. Pek çok popüler yazar buradan yola çıkarak İslam'ın demokrasiyle bağdaşmadığını ileri sürer. Bu bağlantıyı soruşturan Chaney (2012), bir ülkeyi demokratikleşmeden alıkoyan eğilimlerin o ülkedeki Müslümanların nüfustaki payı yerine Arap ordularının İslamiyet'in ilk yüzyılları süresince fethettikleri büyük kara parçalarındaki oranı olduğunu bulur.
Rowley ve Smith (2009) demokrasi önündeki kilit engelin İslam'da din özgürlüğü eksikliği olabileceği tahmininde bulunurlar. Tahminlerinin dayandığı mantık da şudur: Müslüman çoğunluklu ülke yönetimleri dini söylemi sınırlamakta, bunun bir yan etkisi de politik söylemin kısıtlanması olmaktadır.