Kuyucaklı Yusuf Sabahattın Ali’nin ilk romanı benimse okuduğum ikinci kitabıydı. Bazı karşılaştırmalarla kısaca tarif etmem gerekirse Kürk Mantolu Madonna kurgusal yönden muntazam bir ön hazırlığıyla, özenli, gizemli ve modern anlatım tarzıyla ince bir işçiliği hissetirmişti bana ve beğenmiştim. Kuyucaklı Yusuf ise bir oturuşta bitirilecek kadar yalın ve akıcı olmasının yanında yazarın da içinden geldiği gibi gürül gürül akar şekilde bir oturuşta yazdığı izlenimini uyandırdı. Sonuç olarak hayatın yeşil çam filmleri gibi ya da masallardaki gibi olmadığını tokat gibi yüzümüze çarpan Yusuf’un hikayesi içimi titretti ve beni derinden etkiledi. Yusuf’un Muazzez’e karşı saf katıksız sevgisi ile hayata karşı bir o kadar sevgisizliği arasında savrulduğum bir Anadolu klasiği olarak hafızamda yer edecek bu eser.