Bu okyanus içinde sevgiden doğma bir taşkınlıkla kuşlardan günahlarımızın affını dileyip onların da sizi bağışlamasının yadırganacak hiçbir yanı yoktur. İnsanlar anlamsız saysalar bile, taşkınlığınızı sevin.
Tanrıdan sevinç ve neşe dileyin dostlarım! Çocuklar, gökteki kuşlar gibi şen ve neşeli olun. Ödevinizi yaparken insanların günahından ürkmeyin, günahın eserinizi lekeleyip tamamlanmanıza engel olacağından korkmayın. "Günahın, dinsizliğin, kötü örneklerin etkisi büyüktür; bizse güçsüz, yalnızız, kötülük bizi boğacak, çalışmalarımız yarı yolda kalacak..." diye yakınmayın. Kendinizi yenilgiye kaptırmayın çocuklar! Bu işten yüzünüzün akıyla çıkmanın tek yolu, bütün günahların yükünü üzerinize almaktır. Kendimizin ve başkalarının sorumluluğunu üzerimize alarak gerçekten her şey ve herkes için suçlu olduğumuzu anlamalıyız. Ama temizliğini, gevşekliğini başkalarının üstüne atıp kendini kusursuz gören, sonunda ruhunu şeytanca bir gurura kaptırır, Tanrıya başkaldırır. Bu iblisçe gururu bizler kolayca anlayamayız, bu yüzden sık sık hataya düşeriz.. Üstelik bu günahı işlerken güzel, soylu bir hareket yaptığımızı sanırız.. Zamanla duygularımızın, hareketlerimizin bazlarının sırrına bu dün-yadayken eremeyiz. Ama buna kanarak, anlamadığın şey-halkı çıkaracağını sanma! Gerçi Ulu Tanrı senden ancak an-layabildiklerinin hesabını soracaktır; fazlasını değil. Yeryü-zünde hepimiz, gerçekten, yolumuzu yitirmiş gibi yürürüz, önümüzde İsa'nın o ulaşılmaz hayali olmasa hepimiz mah-fandan öncekiler gibi doğru yolu şaşırır, mahvoluruz. Gerçi göksel dünyayla aramızda canlı bağlar bulunduğunu bildi-ren gizli duygular bağışlanmıştır. Zaten duygularımızın, dü-şüncelerimizin kökü de burada değil, başka âlemedir. Filo-zofların, hiçbir şeyin esası yeryüzünde algılanamaz demele-rinin nedeni budur.