Uğur Fatih Alp

Uğur Fatih Alp
@dostoyevzsche
Okuduklarım, izlediklerim ve yazılarım. Kitaplar / Film-Dizi Alıntılar / İncelemeler
Radyo - Televizyon Yayıncılığı
Üniversite
Esenyurt - İstanbul
Bakırköy / İstanbul, 21 Temmuz 1988
36 okur puanı
Ekim 2019 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Puan vermedi·
Yirminci yüzyılın sonu, yalnızca bir çağın kapanışı değil; aynı zamanda küresel güç dengelerinin yeniden şekillendiği tarihsel bir kırılma noktasıydı. Soğuk Savaş’ın ardından oluşan yeni dünya düzeninde, Amerika Birleşik Devletleri’nin yükselişi ve bu gücü nasıl yöneteceği uluslararası siyasetin en temel meselelerinden biri hâline geldi. Kitabın Konusu: ​Yirminci yüzyılın sonuna yaklaşırken, Amerika Birleşik Devletleri dünyanın tek süpergücü olarak ortaya çıktı: Başka hiçbir ulus, bu güçle kıyaslanabilir askeri ve ekonomik güce veya dünyanın her tarafına uzanabilen kollara sahip değil. Yine de Amerika'nın yüzleşmek zorunda olduğu hayati önemdeki soru cevaplanmadı: Dünyadaki istisnai konumunu sürdürmek için Amerika'nın küresel stratejisi ne olmalıdır? Zbigniew Brzezinski yeni ufuklar açan kitabında bu soruyu lafı dolandırmadan ve taviz vermeden irdeliyor. ​Brzezinski’nin ortaya koyduğu analiz, yalnızca Amerika’nın gücünü açıklamakla kalmıyor; aynı zamanda modern dünyanın jeopolitik satrancında devletlerin nasıl konumlandığını anlamak için de önemli bir perspektif sunuyor. Bu nedenle eser, uluslararası ilişkiler ve küresel strateji üzerine düşünmek isteyen herkes için dikkat çekici bir başvuru niteliği taşıyor. ​
Büyük Satranç TahtasıZbigniew Brzezinski · İnkılâp Kitabevi · 2005370 okunma
Reklam
Dostoyevski, insan ruhunun sınırlarını zorladığı Yeraltından Notlar'da, modern dünyanın bizi içine hapsetmeye çalıştığı o "mantıklı ve faydacı" kafese şu sarsıcı sözlerle meydan okuyor: "Bana bağırarak (tabi bana bağırma alçak gönüllülüğünü gösterirseniz) irademin bağımsız olduğunu, yalnız onun normal çıkarlarıma, tabiat kanunlarına ve aritmetiğe uygun olmasına çalışıldığını söyleyeceksiniz." Çünkü insan, iki kere ikinin her zaman dört ettiği o soğuk ve kusursuz aritmetikle yetinebilecek bir varlık değildir; bazen sırf kendine ait bir iradesi olduğunu hatırlamak için, kendi zararına olanı seçebilecek kadar öngörülemez ve özgürdür.
Bir geminin mutfağında ölmeyi bekleyen ıstakozlar için Titanik'in batması mucizeydi mesela ama battı; birinin felaketi öbürünün mucizesi olabilir, anlayamazsın.
1000Kitap
Dostoyevski'nin, Yeraltından Notlar'da insanı sadece bir "cıvata" yerine koyan sisteme, mantığa ve bilime karşı insanın o öngörülemez, yıkıcı ama özgür iradesini savunarak modern dünyanın en büyük çıkmazlarından birini yüzümüze vurduğu o muazzam bölüm: "Zaten galiba insanların bütün işi, bir cıvata değil de insan olduklarını her an kendi kendilerine ispat etmektir. Bu uğurda kendini feda edebilir, sırası gelince mağara devri barbarı olabilir. Şimdi gel de günaha girme: Henüz bu dereceye gelmediğimize, iradenin kim bilir hangi şeytanın keyfine bağlı olduğunun hala anlaşılmamasına sevinme..." Kendimizi kusursuz bir sistemin içinde bir "cıvata'' gibi hissettiğimizde, insan olduğumuzu hatırlamak için bazen yıkmayı bile göze alabiliyoruz.
Dostoyevski’nin ünlü eseri Yeraltından Notlar’ın insan doğasını ve psikolojisini en çarpıcı biçimde anlatan pasajlarından biri: Şimdi sorarım size: Böyle garip nitelikleri olan insanoğlundan ne beklenebilir? Önüne dünya nimetlerinin hepsini serseniz, başı kaybolana, hatta su yüzüne ufak kabarcıklar çıkana kadar saadet deryasına gömseniz, çalışmaya ihtiyacı olmayacak derecede refahını sağlasanız da, sırf ballı çörekler yiyip yan gelip yatması, bir de insan neslinin kuruması için uğraşmasını sağlamak için iktisadi refaha kavuştursanız da, sırf nankörlüğü, küstahlığı yüzünden bir rezalet koparacaktır. Nankörlük ve insan psikolojisi üzerine bundan daha iyi bir sitem herhalde yazılamazdı!
Alıntı