Uğur Fatih Alp

Uğur Fatih Alp
@dostoyevzsche
Okuduklarım, izlediklerim ve yazılarım. Kitaplar / Film-Dizi Alıntılar / İncelemeler
Radyo - Televizyon Yayıncılığı
Üniversite
Esenyurt - İstanbul
Bakırköy / İstanbul, 21 Temmuz 1988
36 okur puanı
Ekim 2019 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Dostoyevski’nin Yeraltından Notlar eserinde modern dünyanın insanı kalıplara sokan, her şeyi formüllerle ve faydacılıkla açıklamaya çalışan akılcı düzenine karşı Yeraltı Adamı, masanın üzerine yumruğunu vurur ve insan iradesinin zincirlenemez doğasını şu sözlerle haykırır: ​​"Mesela siz insanı eski alışkanlıklarından vazgeçirmek, iradesini bilimle, sağduyuyla bağdaşacak tarzda düzenlemek istiyorsunuz. Fakat insanlarda böyle bir ıslahın sadece mümkün değil, aynı zamanda mecburi olduğunu nereden biliyorsunuz? İnsan iradesinin bu derece ıslaha muhtaç olduğu hükmünü neye göre veriyorsunuz? Kısacası, böyle bir ıslahın insana gerçekten fayda sağlayacağına nasıl karar verdiniz?" ​​Dostoyevski bu çarpıcı pasajla, 19. yüzyılın popüler akımı olan rasyonel bencillik teorisine meydan okuyor. İnsanın sadece fayda ve mantık üzerinden ıslah etmeye çalışan sisteme, bazen sırf kendi iradesini kanıtlamak uğruna kendi zararına olanı seçebilecek kadar özgür ve öngörülemez bir varlık olduğunu savunuyor.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Sivil İtaatsizlik / Henry David Thoreau Yasalar her zaman adil midir, yoksa sadece güçlü olanın iradesi midir? Henry David Thoreau, modern dünyanın tüm ezberlerini bozan Sivil İtaatsizlik eserinde bizi sarsıcı bir soruyla baş başa bırakıyor: İlk ödevimiz yasalara uymak mı, yoksa vicdanımızı dinlemek mi? Konusu: Amerika’da kapitalizmin hızla gelişmesinin sebep olduğu sarsıcı değişimlerden hoşnutsuzluk duyan Henry David Thoreau 1845 yılında yaşadığı kenti terk ederek bir göl kıyısına yerleşir. Burada iç dünyası, gündelik yaşamı ve doğal çevresiyle ilgili duygu ve düşüncelerini kaleme alır. Arada bir toplumsal meselelere değinmeyi de ihmal etmez. Bu tür yazılardan biri olan Sivil İtaatsizlik Thoreau’nun bugüne dek üzerinde en çok durulmuş metinlerinden biridir. Yazar bu metinde köleliğe ve savaşa karşı olan düşüncelerini dile getirir, ideal devletin nasıl olması gerektiğini tartışır. Metnin ilk satırlarında kullandığı “En iyi devlet hiç yönetmeyen devlettir” sözü akıllarda yer etmiştir. Modern bürokrasinin ve dijital çağın ortasında, birey olarak hâlâ bir ağırlığımız olduğunu hatırlatan muazzam bir başucu kitap.
Sivil İtaatsizlikHenry David Thoreau · Say Yayınları · 20182,891 okunma
"Beni ölüme yollarken siz benden çok korkuyor olabilirsiniz." Bu sözler inançları için diri diri yakılan Giordano Bruno’ya ait olsa da, aynı dönemde İtalya’nın bir dağ köyünde, o muazzam din iktidarına aynı cesaretle meydan okuyan yoksul bir değirmenci vardı: Menocchio. Carlo Ginzburg, resmî tarihin unutturmak istediği bu sıra dışı köylünün izini sürüyor ve bizi düşünmenin en tehlikeli, en asil olduğu çağlara götürüyor. Konusu: On altıncı yüzyılın sonları. İtalya'nın bir dağ köyünde herkesin Menocchio dediği bir değirmenci yaşar. Latincesi kıt olan bu yoksul köylü koskoca Engizisyon'a meydan okur. Eline geçen, halk diline çevrilmiş, içlerinde Kuran'ın da bulunduğu bütün kitapları okuyan Menocchio, o karanlık çağda kendi evren kuramını yaratır. Ona kalırsa dünya, kaostan, bozulan peynirde oluşan kurtlar gibi türemiştir. Tanrı, gücünü herkese; "Yahudiler'e, Türkler'e, Hristiyanlar'a ve hatta sapkınlara" eşit olarak vermiş, kimseyi kayırmamıştır. İsa'ya gelince, o da sıradan, yoksul bir köylüdür. Cehennem de araf da papaz ve keşişlerin halkı soymak için uydurdukları şeylerdir. Engizisyon karşısında bir türlü geri çekilmeyi bilmeyen bu bilgiye susamış köylü, bütün din iktidarını karşısına alır. Yargıçlarına, "beni ölüme yollarken siz benden çok korkuyor olabilirsiniz," diyen ve inançlarını inkâr etmediği için diri diri yakılan matematikçi filozof Giordano Bruno ile aynı dönemde Engizisyon tarafından ölüme mahkûm edilir. Menocchio, tıpkı çağdaşı Bruno gibi, inatla ve tutkuyla savunduğu fikirlerinin bedelini ölüme mahkûm edilerek ödedi. Ancak arkasında, güce ve dogmaya boyun eğmeyen, düşünen insanın o ölümsüz direnişini bıraktı. "Peynir ve Kurtlar", sadece bir tarih kitabı değil; cehaletin karanlığında tek başına bir fener yakmaya çalışan bir köylünün sarsıcı felsefi
Peynir ve KurtlarCarlo Ginzburg · Metis Yayınları · 2021882 okunma
Puan vermedi·
Yirminci yüzyılın sonu, yalnızca bir çağın kapanışı değil; aynı zamanda küresel güç dengelerinin yeniden şekillendiği tarihsel bir kırılma noktasıydı. Soğuk Savaş’ın ardından oluşan yeni dünya düzeninde, Amerika Birleşik Devletleri’nin yükselişi ve bu gücü nasıl yöneteceği uluslararası siyasetin en temel meselelerinden biri hâline geldi. Kitabın Konusu: ​Yirminci yüzyılın sonuna yaklaşırken, Amerika Birleşik Devletleri dünyanın tek süpergücü olarak ortaya çıktı: Başka hiçbir ulus, bu güçle kıyaslanabilir askeri ve ekonomik güce veya dünyanın her tarafına uzanabilen kollara sahip değil. Yine de Amerika'nın yüzleşmek zorunda olduğu hayati önemdeki soru cevaplanmadı: Dünyadaki istisnai konumunu sürdürmek için Amerika'nın küresel stratejisi ne olmalıdır? Zbigniew Brzezinski yeni ufuklar açan kitabında bu soruyu lafı dolandırmadan ve taviz vermeden irdeliyor. ​Brzezinski’nin ortaya koyduğu analiz, yalnızca Amerika’nın gücünü açıklamakla kalmıyor; aynı zamanda modern dünyanın jeopolitik satrancında devletlerin nasıl konumlandığını anlamak için de önemli bir perspektif sunuyor. Bu nedenle eser, uluslararası ilişkiler ve küresel strateji üzerine düşünmek isteyen herkes için dikkat çekici bir başvuru niteliği taşıyor. ​
Büyük Satranç TahtasıZbigniew Brzezinski · İnkılâp Kitabevi · 2005370 okunma