Bismillah..Sonsuz aşka..❤️
Resûlullah: "Her peygamberin kabul edilen bir duası vardır. Ben duamı kıyamet günü ümmetime şefaat olarak sakladım.(Müslim, İman 326)
Bu kutlu beyan, bir ayetin nûruyla birleştiğinde beşeriyetin gördüğü en büyük vefayı, en derin merhameti gözler önüne serer.
Gönülleri titreten bu hadis-i şerif, aslında şu ilahi müjdenin yeryüzündeki yankısı, kalbe dokunan tecellisidir:
"(Sabret) İleride Rabbin Sana (tüm umduklarını) mutlaka verecek ve Sen (fazlasıyla) memnun (ve mesrur kalıp) razı olacaksın!." (Duha Suresi, 5. Ayet)
İşte bu ayetin gölgesinde, o muazzam vefanın ve şefaatin nâzenin hikâyesi...
Duha’nın Gölgesinde Bir Vefa Abidesi: Şefaat-i Muhammedî
Muhammedî bir sevdanın ufku, beşeriyetin gördüğü en büyük vefayı ve en derin merhameti gözler önüne serer.
Efendimiz'in (s.a.v.) "Her peygamberin kabul edilen bir duası vardır. Ben duamı kıyamet günü ümmetime şefaat olarak sakladım" beyanı, aslında ilahi bir müjdenin yeryüzündeki yankısı, kalbe dokunan tecellisidir.
O müjde, Duha Suresi’nin kalbinde parıldar:
"(Sabret) İleride Rabbin Sana (tüm umduklarını) mutlaka verecek ve Sen (fazlasıyla) memnun (ve mesrur kalıp) razı olacaksın!." (Duha Suresi, 5. Ayet)
Duha’nın Nûrunda Saklanan Dua
Kâinatın hüzne büründüğü, vahyin bir fısıltı gibi kesildiği o fetret günlerinde, Mekke sokaklarında fırtınalar kopuyordu. Hüzün rüzgârları Peygamber’in (s.a.v.) mahzun kalbine çarparken, göklerden bir teselli sağanağı indirildi: “Rabbin seni terk etmedi ve sana darılmadı.” Ve hemen ardından, ebedi bir hoşnutluğun kapısını aralayan o muazzam vaat geldi: “Rabbin sana verecek, sen de razı olacaksın.”
İnsanlık bu "razı oluşu" dünya nimetlerinde, fetihlerde ya da ihtişamlı saraylarda arayadursun; O, gözünü ukbâya, kalbini ise ümmetinin mahşer