"can i touch you?" tal asked, stepping closer. "yes."
tal wrapped his arms around athlen's shaking body and held on. "i've got you."
"i know." his breath was cool on tal's neck. "for how long?"
"until you tell me to let go."
"yaklaşık iki yıldır hapisteyim. vahşi umutsuzluklara; uzaktan bile acıklı görünen üzüntülere; korkunç, kısır öfkelere; alay ve katılığa; hıçkırıklı azaplara; dilsiz ıstıraplara; umarsız kederlere kapıldım. acı çekmenin her türlü ruh halini yaşadım."
"o seigneur, donnez-moi la force et le courage
(tanrım, bedenimi ve yüreğimi iğrenmeden)
de contempler mon corps et mon coeur sans dégoût.
(seyretme gücünü ve cesaretini ver bana.)"