Kızmamız gereken ölüm değil yaşamdır öyleyse ama insan yaşama kızması gerektiğini düşünürse onu soniandırması gerekir. Sonlandırmamak için, daha güzel yaşamak umuduyla da ölümü kötü bir şey olarak görmek zorundadır.
Ölüler ancak kendilerine sarılabilirler. Siz de duyun yaşayan ölüler; mezar, yalnızlığın dibidir ve orada insan kendine sarılmaya mahkum olduğu için daha çok ölmek ister. Yalnızlığın sürekli olması insana bazen utanç verir ve bu utanç yüzünden daha çok ölmek ister.
Bir kez doğmuş olan nasıl ölebilir? Doğum, ölümle kapanan bir yaşam değil; ölümü de kapsayan geniş ve iki uçlu bir varoluş biçimidir. Ölümün yaşamı dışladığını düşünmek bana yanlış geliyor.
Belki mezarımda yazar; 'Ölüm karşısındaki tek başarı; intiharı ertelemektir. Erteledi ve kendini hemen öldürseydi bu kadar mutsuz olmayacaktı. Kendini öldürmediği için öldü.'
Yokluğuna katlandığırn zamanların ne kadar ağır ilerlediğini iyi bildiğim için, sonsuzluğu da onsuz geçirmeyi göze alamıyorum; bu yüzden kendimi öldüremiyor ve hıncını yaşayan tüm çocuklardan, gülümseyen tüm babalardan, hamile tüm kadınlardan çıkaran kötü bir adam olamıyorum.