"Otobüslerin önünde nereye gittiği yazmıyor mu?"diye sordum zaman kaybetmemize sinirlenerek.
"Yazıyor. Bak şu Aurangabad'a, şu Ajanta'ya şu da..."
"Tamam, tamam. O zaman söyler misin, neden her otobüs şoförüne nereye gittiğini soruyorsun?"
Prabaker sorduğum bu soruya gerçekten şaşırarak "Ah" dedi "Çünkü her yazan doğru değildir."
"Doğru değildir derken ne demek istiyorsun?"
Prabaker elindeki bavulları yere koyarak bana hoşgörüyle baktı ve güldü.
"Şey, Lin, bu şoförlerin bazıları kimsenin gitmek istemediği yerlere gidiyor.Bu yerler sadece birkaç insanın yaşadığı küçük yerlerde olabiliyor. Bu yüzden onlar da daha popüler yerlere gittiklerine dair levhalar asıyorlar."
"Yani, herkesin gitmek istediği popüler yerlerin isimlerini otobüs camına asıyorlar ama aslında kimsenin gitmek istemediği bir yere gidiyorlar."
Prabaker sırıttı "Doğru" dedi.
"Peki ama neden?"
"Belki popüler bir yere gitmek için gelmiş kişileri, o kadar rağbet görmeyen yerlere gitmeye ikna ederler diye. Bu iş Lin."
"Bu saçmalık" dedim kızgınlıkla
"Lin, bu insanları biraz olsun anlamalısın.Eğer otobüslerine gerçek levhalar asarlarsa kimse gidip onlarla konuşmaz, onlarda bütün gün yapayalnız kalır."
"Hımm şimdi anladım" diye mırıldandım alaycı bir şekilde "Aslında hepinizin kalbi tertemiz