Ama burada gün ne kadar da uzuyordu. Saatler de tıpkı insanlar gibi ağır adımlarla ilerliyor gibiydiler, onları hızlandırmanın çaresini de bulamıyordu. Ne yapacağını bilemiyordu, içindeki sesler susmuştu, yüreğindeki neşeli müzik, kurma anahtarı kaybolan bir oyuncak saat gibi durmuştu. Her şeyi denedi, kitaplar getirtti ama en keyifli kitaplar bile sanki yalnızca birer yazılı kâğıttı.
Zihnim yeni izlenimlerle doluydu, hızlı bir şekilde birbirini takip eden capcanlı imgeler vardı aklımda.
Onları uzun uzun düşünmek, türlerine göre ayırıp düzenlemek, sindirip benimsemek istiyordum ama farklı bir yaşamla uğuldayıp vızıldayan bu gürültülü güvertede gereken sessizliği ve huzuru bulmak imkansızdı.