Televizyon alıcısı 'gerçektir'. Anlıktır, boyutu vardır. Sana ne düşüneceğini söyler, bangır bangır kafana sokar. O haklı olmalıdır. Öyle haklı görünür ki. Vardığı sonuçları sana öyle peş peşe söyler ki zihninin itiraz etmeye, 'Ne saçma!' demeye vakti olmaz.
İnsan bilmediği şeyden korkar hep...
Hepimiz birbirimize benzemeliyiz. Anayasa'nın dediği gibi, herkes hür ve eşit doğmaz ama herkes eşit hale getirilir. Her insan diğer herkesin suretidir; o zaman herkes mutlu olur çünkü sistemlerine yol açacak, kendilerini kıyaslayacakları dağlar yoktur. Yani! Yandaki evde bulunan bir kitap, dolu bir tabancadır. Yak onu. Silahın mermisini al. Adamın zihnine zorla gir. Okumuş adamın hedefinin kim olacağını kim bilebilir?
"Aklı kıttı."
"Senin benim kadar aklı başındaydı, hatta belki daha fazla... ve biz onu yaktık."
"Olmuş bitmiş artık... köprünün altından sular geçmiş."
" Hayır, sular değil; ateş. Yanmış bir ev gördün mü hiç? Günlerce için yanar. Eh, bu yangın bana sonuna kadar yeter. Tanrım! Bütün gece zihnimde yangını söndürmeye çalıştım. Çabalamaktan delirdim."