Pip eski dostum, yaşam dediğin şey pek çok vedanın birbirine lehimlenmesinden oluşur. İnsanlar da türlü türlüdür; kimisi demircidir, kimisi kalaycı, kimisi kuyumcu, kimisi de bakırcı. Bu insanların arasında bir ayrımın olması kaçınılmazdır; bunu bu şekilde kabul etmek gerekir. Şayet bugün burada bir kusur işlenmişse, o kusur bana aittir. Seninle ben Londra'da bir arada olamayız; ancak baş başa, ikimizin de bildiği bir yerde ya da dostlarımızla beraberken bir araya gelebiliriz. Beni bir daha asla bu kıyafetlerin için de görmeyeceksin; inan gururum incindiği için değil, doğru olanı yapmak istediğim için. Bu kıyafetler bana göre değil. Demirci ocağının, bizim mutfağın ya da köyümüzün bataklığının ötesindeki yerler bana göre değil. Beni demirci kıyafetimle, elimde çekicimle hatta pipomla hayal ettiğinde eminim kusurlarımın çoğunu mazur görürsün. Şayet bir gün beni görmek istersen gelip demirci ocağının penceresinden içeri bak; orada, o eski örsün başında, üzerinde eski, yanık önlüğüyle her zamanki gibi işini yapan demirci Joe'yu göre ceksin; işte belki o zaman kusurlarımı mazur görürsün.
Zaten yaşamımız boyunca en büyük zaaflarımız, en nefret ettiğimiz insanlar yüzünden açığa çıkar, keza yaptığımız en büyük kötülüklere onlar vesile olur.
İş yaşamıyla özel yaşam birbirinden farklı şeylerdir. Yazıhaneye gittiğimde kaleyi arkamda bırakırım; kaleye geldiğimdeyse yazıhaneyi arkamda bırakırım.
Ne var ki patronunun karşımda el pençe divan durduğunu gören çocuğun da karşımda iki büklüm olduğunu gördüm ve böylelikle, paranın o muazzam gücünü ilk kez o an deneyimlemiş oldum.