Felsefe, Gerilim, Parapsikoloji ve Psikoloji türlerine aşığım. Psikoloji konusunda okuduklarımın dışında da bilgi ve tecrübe sahibiyim. Ayrıca üzerinde çalıştığım bir roman var. Bir sorunuz olursa çekinmeden yazabilirsiniz.
Kendimizde ve yakınlarımızda depresyonun varlığını görmezden gelmek -ki günümüzde buna "reddetme" deniliyor- öyle güçlü bir duygu ki, siz gerçekten pencereden dışarı uçana kadar, herkes bir sorununuz olmadığını düşünmeyi yeğliyor.
Öğretmenlerim, sahip olduğum bu güçlü yenilmezlik duygusunu kavrayamıyorlardı. Çocukken dünyada her istediğimi yapabileceğimden emin olduğuma şimdi kimse inanmaz.
Öylesine özgüvenli, yeteneklerinden hiç kuşku duymayan, kendinden emin bir yaşamı anımsamak şimdi benim için çok güç. Yaşama gücüyle dolu bütün o enerjim nasıl oldu da ölüm isteğine dönüştü? Çok gelişmiş super-egom nasıl yok oldu?
Depresyonun yaşamla hiçbir ilgisi yok. Yaşamda hüzün, acı ve üzüntü vardır ve bunların hepsi zamanında ve yerinde normaldir. Hoş değil ama normaldir. Depresyon ise tamamen başka bir alanda yer alır, çünkü tam anlamıyla yoklukla ilgilidir: etkileşim yokluğu, duygu yokluğu, tepki yokluğu, ilgi yokluğu. Büyük bir klinik depresyon sırasında yaşanan acı, doğanın bu boşluğu doldurma çabasıdır (çünkü doğa boşluklara tahammül edemez). Ama derin depresyonda olanlar, her bakımdan ve her açıdan yürüyen, yaşayan ölülerdir. Şiddetli bir depresyon geçiren birinin dönüşüm noktasını belirleyebilmek için, bu duruma nasıl geldiğini sorduğunuz zaman, bunu asla bilememesi en korkutucu şeydir. Güneş de Doğar'da klasik bir an vardır, biri Mike Campbell'e nasıl iflas ettiğini sorar, o ise yalnızca şu cevabı verebilir: "Yavaş yavaş ve sonra birdenbire". Biri aklımı nasıl yitirdiğimi sorduğu zaman ben de ancak bunu söyleyebilirim.
Depresyon, ani bir felaket değildir. Daha çok kansere benzer: Başlangıçta oluşan uru dikkatli bir göz bile göremez ve bir gün -baam !- beyninizde veya midenizde veya omzunuzda üç kiloluk ölümcül bir ur vardır ve kendi bedeninizin ürettiği bu şey, sizi gerçekten öldürmeye çalışmaktadır. Depresyon buna çok benzer: Veriler, yıllar boyunca, yüreğinizde ve aklınızda yavaş yavaş birikir ve sisteminizde yaşamı giderek daha da çekilmez kılan, tümüyle olumsuz bir bilgisayar programı şekillenir. Ama siz bu gelişmeleri fark etmezsiniz, bunların bir şekilde normal olduğunu, büyümekle, sekiz yaşına veya oniki veya onbeş yaşına girmekle ilgili şeyler olduğunu sanırsınız ve bir gün bütün yaşamınızın dayanılmaz, yaşamaya değmez ve korkunç olduğunu insanlığın bembeyaz tarihinde kara bir leke oluşturduğunu farkedersiniz. Bir sabah, yaşamaktan korkarak uyanırsınız.