Tarçın dükkanları ,okurundan emek isteyen bir metin.Zor ,bir o kadar da lezzetli öyküler ,birbirinden bağımsız gibi görünse de ortak temalar,kişiler ve atmosfer anlamında birbirine bağlanıyor . Çocuk Joseph’in gözünden dünyayı merakla inceleyip anlamlandırmaya çalışıyor, çoğu kez başaramıyoruz ; sisli ,karanlık ,tekinsiz bir atmosferin içinde yolumuzu bulmaya çalışarak kala kalıyoruz.Yazarın, ressam da olması ,kelimelerle resim yapmasını kolaylaştırmış.Okurun bu soyut resmin önünde sarsılmaması imkansız ..
Kafkaesk atmosferi -ki Kafka ile kalem kardeşlikleri sadece bununla sınırlı değil - (Joseph , baba, böcekler, kuşlar, sinekler , metamorfoz geçiren madde ve kişiler vs..) uyandırdığı duygularla beni Bilge Karasu’nun Gece’sinden , Calvino’nun Görünmez Kentler’ine , Tanpınar’dan , Oğuz Atay’ın öykülerine savurdu. Hem tanıdık ,hem hiç kimseye benzemeyen , damakta
farklı bir tad bırakan , hazmı zor , hazzı çok bir baharat gibi ..Tarçın sevenlere öneririm. Sabrınıza değecektir .