Doğum kadını sadece erkekten değil, kendinden de ayırır; öyle ki kadının varoluştan anladığı şey köklü bir değişime uğrar. Bir başka kişi onun içinde var olmuştur ve doğumdan sonra da onun bilincinin yetki alanı içinde yaşar. Kadın çocuklarıyla birlikteyken kendi değildir; onlardan ayrıyken kendi değildir; dolayısıyla çocuğunu bırakmak, onunla kalmak kadar zordur. Bunu keşfetmek, hayatının geri dönüşsüz biçimde çelişkiye batmış ya da efsanelerdeki gibi sonsuza dek beyhude çırpınacağı bir kapana kısılmış olduğunu hissetmektir.