Ama anlamadıkları şuydu:Bazı insanlar hayatlarını kendi istedikleri gibi kurarlar.Geri kalanlarsa onların yaptıklarını birbirlerine anlatıp dururlar.
Ben başkalarının hayatlarını anlatarak ömrümü geçirmek istemedim.
Varsın başkaları benim hayatımı anlatsın.
Bana kocama bağlı olduğum için mi saygı duyacaklardı?Kurallara karşı gelmedim diye mi?Onlar arkamdan konuşmasınlar,birbirlerinin kulağına bire bin katıp beni anlatmasınlar diye bütün hayatımı onların istediği gibi mi geçirecektim?
Tabii ki yapmadım. Umrumda da değildi zaten.
Hiç değer vermediğim insanların benim için ne düşündüğünden bana ne?
Vız gelir bana!
Küçük bir çocukken bile acırdım onlara.Annemin arkadaşları gelip çaylarını içerken onları izlerdim.Kocalarından ve belki de hiç tanımadıkları insanların hayatlarından başka anlatacak bir şeyi olmayan bu mutsuz kadınlara hep acıdım.
Onlar hep içlerinden geçeni,aslında söylemek istediklerini söylemeyip başkalarının duymak istediği cümleleri kurmaya çalışan insanlardı.
Kendi kendime derdim ki,
beni ateşlerde yaksalar bile bunlara benzemeyeceğim.Ben başkalarının duymak istediği cümleleri kurmayacağım.
Benzemedim.
Babamın elinden tutmuştum,onu asla bırakmayacağımı söylemiştim ama o beni bırakıp gitmişti.Kimseyi elinden sıkı sıkı tutarak hayat boyu yanımızda tutamayacağımızı öğrenmiştim.