Her ne olursa olsun, sevgiyle dolu bir yürek küllerinden doğar yeniden. İsyana, intikama, öfkeye kapılmadan sevginin verdiği güçle ve şevkle her zaman aşkla, neşeyle, inançla tutunur hayata. Tekâmülünü sonlandırmaktan vazgeçmez. Kabuğuna çekilmez. Küçülmez… Olanın içindeki hayrı anlar… Bu ona ne kadar acı ve hüzün de verse, yüreğindeki sevgi güçlü gelir ve yarım kaldığı yerden devam eder yaşam yolculuğuna.
Oysa Aşkın temelinde adanmışlık vardır. Aşk iyiliğe, güzelliğe, doğruya, hakka adalete, paylaşmaya sevgiye adanmak ve bu yolda emek sarf etmeye, sadakatle üretmeye devam etmektir.
Kendi yalnızlığımızı kucaklayamazsak diğer kişi yalnızlığa karşı sadece bir kalkan görevi görür. İnsan herhangi bir izleyici olmadan da bir Şahin gibi yaşayabilirse bir başkasına aşkla bakabilir, ancak o zaman diğerinin varlığının gelişmesini umursar. Dolayısıyla insan bir evlilikten vazgeçemiyorsa o evlilik kaderine terk edilmiştir.