“... insan soyunun ahlaki kusuru ne bugüne özgüdür ne de düne, tarihseldir, çok eski zamanlardan gelmektedir, şu an birbirimizle dayanışma içinde gibi görünüyoruz, fakat yarın birbirimizi yemeye başlarız ve sonra açık savaş evresine geçilir, anlaşmazlık, çatışma olur...”
“Kadere meydan okumanın çok çeşitli yolları vardır ve neredeyse hepsi de boşunadır ve en kötüsünün olacağını düşünmeye mecbur kalırken en iyisinin olacağına inanmak ise bu yolların en sıradanlarındandır.”
“...aslında hepimiz sinirli, şaşkın, ne yapacağını bilemez haldeyiz ve bildiğimiz üzere, bu ruh halindeyken gerçekte düşünmediğimiz şeyi söylemek kolaydır...”
Kim profesör olduğu bir üniversiteyi bırakıp doğduğu köydeki okulda öğretmenlik yapmaya gitmek ister ki?
Cevabı kitabın adı veriyor, ideal(ist) öğretmen.
Anlatımı oldukça yalın çünkü o zamanlar sıradan halkın anlamasını kolaylaştırmak için süslü cümlelerden olabildiğince kaçınmış, ama yalınlığına rağmen cümlelerdeki anlam bir o kadar derin.
Rusya’yı temel alarak yazıldığı için bazı durumlar, alışkanlıklar bize uzak ama biraz derin düşünülürse oldukça benzer yanlarımız da var. En kötüleri de tembellik ve cehalet.
Ben, bir öğretmen olarak, çok beğendim.
Okuyunuz :)