Oysaki varlığımızı, alın terimizi eşyalara harcamamalıydık. Bir gömlek, bir tişört, bir pantolon bir insanı daha güzel yapmaz. Konuşma şeklin, aklın mimiklerin, bakışın, gülüşün, kendine ve diğer insanlara hatta diğer bütün canlılara verdiğin değer ve saygı seni güzel kılar. Daha fazla eşya satın almak yerine anılar biriktirmeli. Daha fazla şeye sahip olmak yerine yaşamayı tercih etmeli. En büyük zenginlik sahip olduğumuz anılar ve tecrübelerde. Bunları parayla satın alamazsınız.
Kitabı bitirdim ama şokundan hala kurtulamadım. Bazı düşünceler için din dil ırk fark etmiyor diye düşündüm. Aile içi şiddet her yerde aynı. Fiziksel olsun, ruhsal olsun. Coğrafya da engel değil, hiç bilmediğimiz biryerlerde karşımıza böyle şeyler çıkabilir. Sadece ülkemizde olmuyor yani. Hala şaşıracak çok şeyimiz var. Mutlaka okunması gereken kitaplardan. Gerçek yaşanmış hayatlar farklı bakış açılarımıza yön veriyor. Tek hoşuma gitmeyen nokta; ilk başta her ayrıntının çok açık ve net anlatılmasına karşı kitabın sonralarında geçiştirilmiş hissi vermesi. Gerçi bunun yazarın psikolojik durumu göze alındığında tolere edilebileceğini düşünüyorum. Her insan şanslı ve güzel bir ailede doğmuyor. Aile seçme şansımız olsaydı her yer daha yaşanılabilir bir yer olurdu. Ama biz insanoğlu onu da mahvederdik…