Bir tavuğu öldüren ya da bir kediye, köpeğe işkence eden çocuğunu gören anne bunu önemsemez. Oğlunun bir köylüyü ya da uşağı haksız yere dövdüğünü gören baba, bunu oğlunun güçlü karakterine yorup övünür. Oysa zalimliğin ve ihanetin tohumları bu noktada ekilir, burada filizlenmeye başlar, hızla büyür ve sonunda alışkanlığın gösterdiği azimle gelişip yeşerir. Bu tiksinti veren eğilimlerin genç yaşlarda, karakterler henüz olmamışken affedilmesi çok tehlikeli bir eğitim şeklidir.
Var oluşumuz hem yaşamla hem ölümle ilintilidir. Doğduğumuz gün, bizi hem yaşama hem ölüme götüren ilk gündür. Doğarken ölüyoruz, sona en başında erişiyoruz.