Bunda şaşılacak bir şey yok, zenginlikler de iktidarlar gibi hep öyle damarlardan beslenir: kim bilir, belki de bir toplum yasasıdır: senin büyük adamının Maçka’nın yukarısından denize bakarak rahat rahat dil felsefesi yapması için Karagümrük’te o insanların o pislik içinde oturması, bir de bunun karşılığını ödemesi gerekir.
Yeryüzünde yeni bir şey olmadığı, olamayacağı hep söylenirdi. Belki de yalnızca yanlışlar, yalanlar yeniydi, öyle ya, her şey söylenmişse, hiçbir doğrunun yeni olmaması doğalsa, yenilik yalnızca yalanın ve yanlışın özelliği olabilirdi.