...sırf herkesin söylediğinin dışında kalan bir şey söylemekle bile boyun eğmediğimizi göstermiş oluyoruz: seninle ben boyun eğenlerden en az bir parmak daha yukarıdayız.
Kadınların gözlerine bakıyorum uzun uzun, yüzlerindeki çizgilere. Kahkaha atanların bakışlarında bile bir yerlerde çöreklenmiş hüzün, yarım kalmış çocukluklar görüyorum. Belki de o noktada birbirimizin hayatına değiyoruz farkında olmadan. Ben en çok buna güveniyorum işte. Yarım kalan çocuk sevinçlerimiz, umutlarımız, hayallerimiz hüzünden kurtulmak için kanat açacaklar..
Uyuyup uyanınca yaşanan her şey bir rüyadan ibaret olacakmış gibi. Uyanıp gözlerimi kamaştıran güneşe karşı gülümseyerek bakacak, gözlerimi ovuşturacak ve keyifle mutfağa gidip çay yapacaktım. Ardından neşeli cıvıltılarla şenlenecekti evim. Olmadı. Her uyanışta acı mideme daha fazla vurdu.