Duygu Uzel

Duygu Uzel

Yazar
9.0/10
1 Kişi
·
11
Okunma
·
2
Beğeni
·
622
Gösterim
Uzunca bir yürüyüşten sonra aynı otobüse ayrı ayrı bindik ve yine ayrı ayrı oturduk. Birbirini tanımayan iki kişiydik. Ben ön taraftayım. Otobüs hareket ettikten sonra donmuş duygularım çözülmüştü. Ağlamaya başladım. Kimse görmesin diye hayli mücadele ediyordum. İnsanların bakışlarından uzak kalmak istiyordum.

Ağlamak da gülmek kadar insani bir durum değilmiş gibi saklamak istiyordum.
Bana bir gün böyle olacaksın deseler gülüp geçerdim. Güya kendimi geliştirmiş biriydim. Toplumun boşanmış, dul kadına bakış açısına sonuna kadar karşıydım ve kendine güvenen bir kadının asla bu duruma düşeceğine inanmazdım.
Oysa şimdi hop deyip tüm bunların kucağına oturmuştum. Boşandığımı apartmanda herkesten saklamış olmama, kimsenin bilmemesine rağmen kendi kendime bu tuzağa düşmüştüm.

Banyodaki aynanın karşısına geçtim. Kendi gözlerimin içine baktım ve kendine gel, dedim. Sırıl şu psikolojiden !
Ben ayrılmaya karar verirken benim ÖDP'li bir dayım vardı. İlk önce ona anlattım. Daha ayrılmaya karar veme aşamasındayım. Kış günü balkonda oturuyoruz. Dayım nedenini sordu, sadece hiçbir şey paylaşamıyoruz dedim. Ne duygusal yönden ne politik ne siyasi ne de bedensel yönden bir şey paylaşıyoruz.

Eliyle göstererek; 'bak şu çatılara, bu çatıların içinde hep böyle şeyler yaşanıyor aslında. Ve biz ne yaşandığını bilmediğimiz için bunları aile sanıyoruz.'
Adliye koridorlarında kendimi yabancı gibi hissediyorum. 'Yabancı' sanırım o dönemi anlatan en doğru kelime bu. Kendime, çevreme, topluma, kısaca herşeye yabancılaşmıştım. Adliyede duruşma saatini beklediğim her dakikada bir başka aile dramıyla karşılaştım. Birbirinin üzerine yürüyen, çocuklarla, ölümle tehdit edilen yaşamlar... Son dönem hemen her gün yaşanan kadın cinayetlerini düşündüm,irkildim. Son nefesini veren kadınlar, her gün ölümü soluyan kadınlar ve ölmekten beter bir hayat süren kadınlar. Ben bunun içerisinde neredeydim ? Kendimi hangi sınıfa koyuyordum ? Bunların hiçbirinin cevabı yoktu.
Yediğin önünde yemediğin arkamda olunca, kapıya borçlular dayanmayınca, buzdolabım dolu olunca yaşam güllük gülistanlık mı oluyor ? Oysa biz birlikte olamaya karar verdiğimiz zaman, en yokluk zamanımız değil miydi ? Ayrıca tüm bu olanakları o tek başına mı sağlamıştı ? O bunları yaparken ben neredeydim, ne yapıyordum ? Keyfe keder bir yaşam mı sürüyordum ? Ayrıca bu nasıl bir bakış açısıydı ? Sorular, sorgulamalar arasında volta atmaktan tükenmiştim.

Biliğim tek bir şey vardı; içinde kendimin olmadığı bir hayatı yaşıyordum.
Kadınların gözlerine bakıyorum uzun uzun, yüzlerindeki çizgilere. Kahkaha atanların bakışlarında bile bir yerlerde çöreklenmiş hüzün, yarım kalmış çocukluklar görüyorum. Belki de o noktada birbirimizin hayatına değiyoruz farkında olmadan.
Ben en çok buna güveniyorum işte. Yarım kalan çocukı sevinçlerimiz, umutlarımız, hayallerimiz hüzünden kurtulmak için kanat açacaklar...
"Bir kadının yüreği sırlarla dolu bir denizdir..Aşk tarih ve gizem... daha ne olsun? Mart menekşeleri ,geçmişinizin er ya da geç süprizlerle karşımıza çıkacağını hatırlatan muhteşem bir roman. Bu romani elinizden düşüremiyeceksiniz .
Toplumdaki kadına reva görülen değer üzerine uzunca konuşmaya gerek yok sanırım,insan şöyle gözünün ucuyla bile herhangi bir gazete veya tv'ye baksa acı ve rezil tablodan habedar olur. İşte yazarımızda bu dünyaya yabancı değil hatta olayların içinden bizzat gelen birisi. Sevgili 1k üyeleri ve özellikle siz Kadın arkadaşlar kitabı şiddetle okumanızı öneriyorum. Yazarın kullandığı sade ama bir o kadar etkili dili, derin betimlemeleri sizleride etkisi altında bırakıcaktır. Zaten Kadın arkadaşlar kitabı okurken her satırında kendilerini bulacaklardır. Erk egemen zihniyetinde yaşanan bu toplumda kadın olmanın yarattığı sıkıntılardan bir kesit bulacağınız bu kitap, benim için diğer okuyuculara kitap önerisinde bulunma listemde kesinlikle yer eden bir şaheserdir.

Yazarın biyografisi

Adı:
Duygu Uzel
Unvan:
Yazar.

Yazar istatistikleri

  • 2 okur beğendi.
  • 11 okur okudu.
  • 10 okur okuyacak.