Hiç biriyle birlikteyken zamanın dışı, askıya alınmış anı hissettin mi, sanki hiçbir şey yokmuş gibi? Bazen askıya alınmış bir anın geçici tatlılığını tadıyoruz, zaman sürekliliğinde sonsuzca akan bir tür ara parça. Dış dünyanın kaybolup paylaşılan bir yakınlık balonuna dönüştüğü büyülü bir ara sahne. Hiç zamanın bu lezzetli kucaklamasını, zamanın dışında ve şimdiki anla uyum içinde bulduğunuz bu geçici ve değişken parantez duygusunu hissettiniz mi?
Sanki dünya o zaman durdu, saat elleri durmaksızın dansını askıya aldı ve buluşan ruhlara, yeniden birleşen bu yolcu ruhlara bir nefes sundu. Bu anlar nadir, değerli, hayatlarımızın huzursuz ve bazen çalkantılı hayatlarının okyanusunda kaybolmuş inciler gibi. Ve yine de, bu askıya alınmış an ortaya çıktığında, tüm varlığımızı büyüler.
Bu kişiyle birliktesiniz ve sadece varlığı zamanın sınırlarını koparma gücüne sahip. Her birinin söylediği sözler uzak yankılara dönüşüyor, sanki başka bir hayatta hep birbirinizle iletişim kurmuşsunuz gibi. Kelimeler bir araya gelir ve birlik oluşturur. Bu, ruhun tanımasıdır, gözlerle sessiz bir simyadır.
O zaman bunun sihir, gizemli bir simya olduğuna inanabiliriz; bu simya bizi sarıyor ve sadece şimdiki anın önemli olduğu, bizi kısıtlamalarımızdan, bağlılıklarımızdan mahrum bırakan bir uzay-zamana taşıyor. Sözler ve gülümsemeler eterik melodiler gibi yankılanır. Birlikte olmak basit bir eylem, hayatın sessiz bir kutlamasına dönüşür. Kendimizi bir kavşakta buluyoruz, dün ile yarın arasında bir köprüde ve ulaşılamaz sonun sonunda sadece ufuk var, geçiş sonsuza dek sürecek. Önemli olan şimdi ise. Bu samimiyet balonunda, duyular neredeyse elle tutulur bir yumuşaklıkla uyanır, hafif bir esinti cildi okşayan bir esinti gibi.
Nelly Delas