...büyük hayat denizine her gün bir parçasını bırakan birinin umutsuz yolculuğu gibiydi gelişi; rüzgâra karışıp yok olacak kadar zayıf bir görüntüsü vardı; bezgin, bedbin, bitkin.
"Altı lamba gibiydik, altı ayrı yerinden aydınlatan odayı."
Medeniyet icabı iyi geceler denip odalara dağıldıktan sonra, şimdi hiçbirini hatırlamadığım kelimelerle tarif ederdim defterime, kendini aydınlatmaktan aciz altı lambanın yarattığı umutsuz karanlığı.