Ne olurdu kokunun da fotoğrafı olsaydı
Sesin fotoğrafı. Boşluğun fotoğrafı.
Parmak uçlarındaki karıncanın
Ruhtaki üşümenin...
Ölüm kimseyi bu kadar yalnız bırakmazdı.
Aşkla, emekle, incelikle
Üç kere yarattın beni.
Şimdi üç güzellikle cezalı
Anlamanın büyük yalnızlığı içinden
Unutmanın büyük saatine bakarak
Yaşamaya çalışıyorum.
"Bunlar çocuk -dedi birisi, radyodan tanrıya bakarak-
Bunlar kimsenin kötülüğünü isteyecek yaşta değil daha
İnsan gençken yalnız kendi rüyasını görmez ki
Dağ taş ölüm. Otlar bile mezara döndü
Bu çaresiz merhametle hangi yara kabul eder bizi
O çocukların bedenine koyuyoruz her gün başımızı
Yazık bize! Hepimiz korkunun ev sahipleriyiz."